top of page

Çocuklarda Probiyotik Kullanımı

Anne sütü içeriğindeki oligosakkaritler hem bağırsağın normal fizyolojisini hem de immun sistem gelişimini sağlamaktadırlar. Aynı zamanda prebiyotik oldukları için bağırsaklarda ilk olarak kolonize olan bifidobakterileri de olumlu yönde etkilemektedirler.


Probiyotikler, dışarıdan yeterli miktarda alındıklarında vücut için yararlı etkileri olan mikroorganizmalar olarak tanımlanmaktadır. Probiyotik kelimesi Yunanca bir terim olup ‘yaşam için’ anlamına gelmektedir.


Vücudumuzda yaklaşık 100 trilyon kadar mikroorganizma vardır ve bunların %95’i gastrointestinal sistemde bulunmaktadır. Sağlıklı insan bağırsağında yaklaşık 1500 tür mikroorganizma vardır ve bunların ağırlığı yaklaşık 2 kg’dır.


Mikrobiyotanın gelişiminde ilk 1000 gün (bebeğin anne rahmine düştüğü günden iki yaşın sonuna kadar) önemlidir. Gebelik yaşı,doğum şekli, doğum zamanı, doğumun gerçekleştiği yer, annenin beslenme özelliği,bebeğin beslenme şekli (anne sütü, adapte mama), evde evcil hayvan varlığı, annenin veya bebeğin antibiyotik kullanımı gibi birçok faktör mikrobiyotanın şekillenmesinde önemlidir. Bunlar içerisinde anne sütü ile beslenme en belirleyici parametredir. Çünkü anne sütü içeriğindeki oligosakkaritler hem bağırsağın normal fizyolojisini hem de immun sistem gelişimini sağlamaktadırlar. Aynı zamanda prebiyotik oldukları için bağırsaklardailk olarak kolonize olan bifidobakterileri de olumlu yönde etkilemektedirler. Doğum şekli, mikrobiyotanın şekillenmesinde önemli olan diğer bir faktördür. Sezaryen doğum eğer ki uygun endikasyonda yapılırsa hayat kurtarıcıdır ancak elektif sezaryen doğum disbiyozisin en önemli nedenlerindendir. Yaşamın erken döneminde antibiyotik kullanımı da disbiyozise neden olmaktadır. Oluşan bu disbiyozis sadece yakın dönemde değil ileriki dönemde de obezite, alerji, otoimmünite riskinde artışa ve davranışsal problemlere neden olmaktadır.

Yaşamın erken döneminde antibiyotik kullanımı da disbiyozise neden olmaktadır. Oluşan bu disbiyozis sadece yakın dönemde değil ileriki dönemde de obezite, alerji, otoimmünite riskinde artışa ve davranışsal problemlere neden olmaktadır.


Probiyotiklerin etki mekanizmaları;

• Bağırsak pH’sını düşürerek patojen mikroorganizmaların üremesini engeller

• Hidrojen peroksit ve bakteriosin gibi patojen mikroorganizmalar için toksik etkili olan bir takım maddeler üretirler

• Epitelyal ‘tight junction’ların güçlendirilmesi ile patojen mikroorganizmalara karşı bariyer etki oluştururlar

• İntestinal geçirgenliği düzenlerler

• İmmun yanıtı düzenlerler

• Sekretuar IgA üretimini arttırırlar

• Proinflamatuar sitokin yapımını azaltırlar

• Th1/Th2 dengesini düzenlerler

PROBIYOTIKLERIN KULLANIM ALANLARI


Akut Enfeksiyöz İshal Tedavisi


Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 yılında yaptığı çalışmada beş yaş altındaki çocuk ölüm oranları değerlendirildiğinde en sık nedenlerden birinin akut ishaller olduğu saptanmıştır. Dengeli beslenememe, sağlıksız su tüketimi, sosyo ekonomik düzeyin düşüklüğü enfeksiyöz ishallerin en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Akut ishalin önlenmesi ve tedavisinde sanitasyon koşullarının düzeltilmesi, oral rehidratasyon, beslenmenin düzenlenmesi önemlidir. Ancak son yıllarda yapılan

çalışmalarda probiyotik mikroorganizmaların da akut ishallerin önlenmesi ve tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir. 2010 yılında Cochrane metaanalizinde akut ishal tedavisinde probiyotik kullanımı ile ishal süresinin 25 saat kısaldığı gösterilmiştir. Özellikle viral gastroenteritlere bağlı ishal tedavisinde Lactobacillus rhamnosus GG ve Saccharomyces boulardii ‘CNCMI-745’ in ishal süresini ve şiddetini anlamlı ölçüde azalttığı saptanmıştır. Dünya Gastroenteroloji Organizasyonu tarafından yapılan çalışmada da akut ishal tedavisinde Saccharomyces boulardii ‘CNCMI-745 ve Lactobacillus rhamnosus GG güçlü kanıt düzeyi ile önerilmektedir (1,2).


Antibiyotik İlişkili İshal Tedavisi


Antibiyotik tedavisi bağırsak mikrobiyotasında değişikliklere yol açarak sindirim ve emilim işlevlerini etkileyerek ishal ve karın ağrısına neden olabilir. Antibiyotik ilişkili ishal, bir başka nedeninin gösterilemediği antibiyotik kullanımını takiben 2 saat ile 2 ay arasında ortaya çıkan günde ikiden daha fazla sulu, şekilsiz dışkılama olarak tanımlanmaktadır. Prevalansı toplumlara göre değişmekle birlikte %6-28 arasında bildirilmektedir. Antibiyotik ilişkili ishal sıklığı toplumlara ve kullanılan antibiyotiğe bağlı olarak değişmektedir. Tayland’ta yapılmış olan bir çalışmada amoksilin – klavulonat tedavisi alan hastaların %6.2’sinde ishal görülürken Amerika’da yapılmış bir çalışmada amoksilin – klavulonattedavisi alan hastaların %28.9’unda ishal görülmüştür. Genel olarak değerlendirildiğinde de ampisilin tedavisi alan hastaların %5-10’unda, sefiksim tedavisi alan hastalarda ise %15-20 oranında ishal görüldüğü saptanmıştır.


Antibiyotik kullanımı ile birlikte gastrointestinal sistemde mikrobiyota dengesi değişmekte; patojen mikroorganizmalar hem sayısal ve hem de oransal olarak artmaktadır. Antibiyotik sonrası ortaya çıkan bu disbiyozisin iyileşmesi 2 yıla kadar

uzayabilmektedir.


Antibiyotik ilişkili ishal tedavisinde probiyotik kullanımı ile bağırsak mikrobiyota dengesinin sağlanması amaçlanmaktadır. Bu konuda; Saccharomyces boulardii ‘CNCMI-745, Lactobacillus rhamnosus GG ve Bifidobacterium ile yapılan çalışmalarda antibiyotik ilişkili ishalin önlenmesi ve tedavisinde etkili oldukları gösterilmiştir. Alt solunum yolu enfeksiyonu nedeni ile antibiyotik alan çocuklara randomize kontrollü olarak bir gruba antibiyotik ve Saccharomyces boulardii ‘CNCMI-745, diğer gruba antibiyotik ve plasebo verildiğinde probiyotik alan grupta ishal sıklığının %78 oranında azaldığı saptanmıştır (3).

İnfantil Kolik Önlenmesi ve Tedavisi


Yaşamın ilk 4 ayında en sık doktor başvuru nedeni bebeğin ağlamasıdır. Altı haftaya kadar olan bebekler günde 110 dakika ağlarken, 6 - 12. haftadaki bebekler günde 72 dakika ağlamaktadırlar. Bebekler; santral sinir sistemi enfeksiyonu, subdural hematom, otitis media, invajinasyon, inek sütü protein alerjisi, laktoz intoleransı, gastroözefageal reflü, idrar yolu enfeksiyonu ve dermatit gibi birçok nedenden dolayı ağlayabilmektedir. Ancak bebeklerin sadece %5’inde organik neden gösterilebilmiştir.


Altta yatan organik neden saptanamayan tamamen sağlıklı çocuklardaki ağlama infantil kolik başlığı altında incelenmektedir. Wessel’in Üçler Kuralı’na göre 3 ayın altındaki sağlıklı bir bebekte en az 3 hafta boyunca, haftada en az 3 gün ve günde en az 3 saat süren ağlama infantil kolik olarak tanımlanmaktadır.


İnfantil koliğin nedeni tam olarak açıklanabilmiş değildir. Gastrointestinal, biyolojik ve psikososyal birçok neden üzerinde durulmaktadır. Son yapılan çalışmalarda fekal mikroflora değişiklikleri dikkat çekmektedir. Çalışmalarda infantil kolikli bebeklerde hem mikrobiyota çeşitliliğinin hem de bifidobakteri ve Laktobasil miktarlarının azaldığı gösterilmiştir.


Lactobacillus reuteri, lactobacillus rhamnosus GG ve Bifidobacterium ile yapılan çalışmalarda infantil koliğin hem önlenmesi hem de tedavisinde etkili oldukları gösterilmiştir (4).


Prof. Dr. Güldane Koturoğlu

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı



Kaynaklar

1. Agostoni C, Axelsson I, Braegger C, et al. Probiotic bacteria in dietetic products for infants: a commentary by thr ESPGHAN Committee on Nutrition. J Pediatr Gastroenterol Nutr 2004;38:365-74.

2. Allen SJ, Martinez EG, Gregorio GV, Dans LF. Probiotics for treating acute infectious diarrhoea. The Cochrane

Library 2010, Issue 12:1-125.

3. Hania Szajewska 1, Roberto Berni Canani, Alfredo Guarino, Iva Hojsak, Flavia Indrio, Sanja Kolacek, Rok Orel, Raanan Shamir, Yvan Vandenplas, Johannes B van Goudoever, Zvi Weizman, ESPGHAN Working Group for ProbioticsPrebiotics. Probiotics for the Prevention of Antibiotic-Associated Diarrhea in Children. J Pediatr Gastroenterol Nutr 2016 Mar;62(3):495-506

4. Teck Guan Ong , Morris Gordon, Shel Sc Banks, Megan R Thomas, Anthony K, Akobeng. Probiotics to prevent infantile colic. Cochrane Database Syst Rev 2019; 13;3(3):CD012473.










Comments


bottom of page