top of page

Uzman Eczacı Serap Özhan’ın Beyazıt Halk Eczanesi’ndeki çalışma günlerinden

Bugün hayatta olsaydı, yaşadığı deneyimleri aynı başlık altında bir kitapta toplamayı istiyordu. Kendi kaleminden çıkacak bu anlatı, doğrudan yaşanmışlıkların ve bilimsel birikimin gücüyle çok daha sarsıcı ve etkileyici olurdu. Annem, Uzman Eczacı Serap Özhan1 , Kasım 2021–Şubat 2024 tarihleri arasında yalnızca bir mevsimi evde geçirebildi; kalan sürede hastanede kaldı ve 22 Şubat 2024 tarihinde hastane odasında vefat etti.

2021 yılının güzünde karsinosarkom teşhisi konulduktan hemen sonra, 16 saat süren ilk ameliyatında rahmi ve rektumu alındı ve kolostomi yerleştirildi. Ameliyatın ardından birkaç gün yoğun bakım ünitesinde kaldı;

sonrasında iki ay boyunca hastane odasında tedavi gördü.


Bu süreçte, ameliyat dikişlerinin iyileşmesi sırasında birkaç operasyon daha geçirdi. Tekrar yoğun bakıma alındı ve ardından hastane odasında tedavisine kaldığı yerden devam edildi. Yoğun bakım ünitesinden odaya alındıktan sonra kendine geldiği ilk anda yirmi yıl önce geçirdiği bir ameliyat sürecini anlatmaya başladı. Burada yaşadıkları 2001 yılında beyin ameliyatı geçiren anneme, geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan ve ameliyatını gerçekleştiren Ordinaryus Profesör Gazi Yaşargil ile başhemşire olan eşi Diane Yaşargil’in onu iyi etme deneyimini hatırlatmıştı. Söz konusu deneyimleri, sağlık hizmetlerinde “halden anlama” ilkesinin önemini ortaya koyarken, çoğu zaman hastanelerin bütüncül tedavi yaklaşımından ne ölçüde uzaklaşabildiğine de işaret ediyordu.


Uzun bir yolculuğun ardından ameliyat için gidilen Amerika Birleşik Devletleri’nde, ameliyattan bir ya da iki akşam önce Yaşargiller, annemleri evlerinde onları son derece rahatlatan bir sohbetin geçeceği yemeğe davet etmişti.

 Ameliyat sonrasında ise açık beyin ameliyatının ardından oldukça meşakkatli olan ilk saç yıkama işlemi Diane Yaşargil tarafından gerçekleştirildi. Yine kaldığı hastanede onunla ilgilenen hemşirelerin sakin tutumları, hastalar ve refakatçileri için söylenen gospellar2 , 2021 yılına kadar farklı hastanelerde çeşitli cerrahi ve tedavi deneyimleri yaşayan annemin, özellikle Little Rock’taki üniversite hastanesinde geçirdiği ameliyat ve iyileşme sürecini olumlu anılarla hatırlamasında belirleyici oldu.


Gazi Yaşargil’in kendisi ve hastaları arasında güçlü bir aidiyet duygusu bulunurdu; öyle ki bu grup, hocayla her fırsatta bir araya gelir, kendisini saygı ve takdirle anarak birlikte hep hatırası güzel vakit geçirirdi. Bu bağlamda, Gazi Yaşargil’in hastası olmak, birçok kişi için yalnızca bir tedavi sürecinden öte süreklilik arz eden bir yaşam biçimine dönüşürdü.


Osmaniye'deki portakal bahçelerinde sağ önde ikinci sırada Serap Özhan, kız kardeşleri Hilal Yardımcı, Nesrin Karakaya ve annesi Müberra Gönenç ve akrabalarıyla birlikte
Osmaniye'deki portakal bahçelerinde sağ önde ikinci sırada Serap Özhan, kız kardeşleri Hilal Yardımcı, Nesrin Karakaya ve annesi Müberra Gönenç ve akrabalarıyla birlikte

















Annemin geçmişte yaşadığı beyin ameliyatı deneyimi ile İstanbul’un hatırı sayılır özel hastanelerinden birinde geçirdiği mevcut kanser tedavi süreci arasında kurduğu karşılaştırma, sağlık hizmetlerinde empati temelli yaklaşımın ve hasta merkezli bakım anlayışının önemini daha görünür kıldı.

Klinik uygulamalarda teknik yeterliliğin yanı sıra hastanın psikolojik kırılganlığını gözeten iletişim biçimlerinin de tedavi sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğu açıkça ortaya çıktı. Geçmişte yaşadığı ve sürekli andığı bu örnek, etik bakımın temel bileşenleri olan empati, süreklilik ve karşılıklı güvenin klinik uygulamalarda nasıl somutlaştığını göstermektedir.


Tedavi sürecinin yalnızca cerrahi müdahaleyle sınırlı kalmaması; hastanın psikososyal gereksinimlerini de kapsayan bir ilişki ağı içinde ele alınması, bakım ve takibinde iyileşmenin etik niteliğini güçlendirmiştir. Hastane ve çalışanları ile hasta arasındaki ilişkinin zamana yayılan, insani boyutları gözeten ve karşılıklı sorumluluk temelinde olması bu iyi örnekte ilkeselleşmiştir. Bu bağlamda, Gazi Yaşargil’in hastalarıyla kurduğu ilişki biçimi, modern tıbbın sıklıkla eleştirilen teknik merkezli yaklaşımına karşı insan onurunu merkeze alan bütüncül bir bakım modeline örnek teşkil etmiştir. Yılbaşından hemen önce iki ay süreyle yatarak tedavi gördüğü hastaneden taburcu edildikten bir süre sonra, kemoterapi tedavisi nedeniyle sık aralıklarla yeniden hastanede kalması gereken annem, 2022 sonuna doğru ikinci bir ameliyata alındı; bu ameliyatta mesanesi çıkarılarak ürostomi uygulandı.


İlk ameliyatla rahmin ve rektumun, ardından mesanenin çıkarılması ve hem kolostomi hem de ürostomi uygulanması, tedavinin klinik gereklilikleri açısından zorunlu bir müdahale olmakla birlikte, annemin günlük yaşamını, beden algısını ve psikososyal uyumunu derinden etkileyen sonuçlar doğurdu. Bu noktada hastanın, yani annemin tedavi sonrası yaşamına ilişkin beklenti ve kaygılarının da dikkate alınmasını artık daha da fazla gerektirmekteydi. Ancak yaşanan süreçte, kendisine yönelik herhangi bir psikolojik ya da psikososyal destek mekanizması sistematik biçimde sağlanmadı. Bu kurumsal sağlık sisteminde sürekli ve özenli bakım hizmetlerinin sunulmaması, tedavinin biyomedikal başarı kriterleri ile hastanın yaşam kalitesi arasındaki gerilimi daha da görünür hâle getirdi. Hastalığının terminal evresine gelindiğinde ortaya çıkan deliryum tablosu, annemin kendisini tamamen içe kapatmasıyla sonuçlandı. Bu süreç, yaşamının sonlanmasına kadar da devam etti. Terminal dönemde, etik bakımın merkezinde yer alması gereken palyatif destek ve semptom yönetimi hem hasta hem de refakat eden aile bireyleri açısından neredeyse hiç sağlanamadı. Oysa yaşamın son evresinde, yalnızca hastanın fiziksel konforunun değil, aynı zamanda psikolojik, duygusal ve sosyal gereksinimlerinin de gözetilmesi; aile üyelerinin bu sürece hazırlanması ve desteklenmesi bir hastane ve ekibinin temel sorumlulukları arasında yer almalıdır.


Dianne Yaşargil, Serap Özhan, Gazi Yaşargil
Dianne Yaşargil, Serap Özhan, Gazi Yaşargil

Bu desteğin yokluğu, terminal bakım sürecini yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda etik açıdan da sorunlu bir deneyime dönüştürmüştür. Annemin terminal dönemine kadar uzanan 2,5 yıla yakın tedavi süreci, birçok hocaların hocası olarak bilinen doktorlar ve ekibinin klinik müdahalelerin yoğunluğu açısından kapsamlı olmakla birlikte daha halinden anlanıldığı, huzurlu bir bakım ortamına erişememesi, bu ikisi arasındaki dengenin ne denli kırılgan olduğunu göstermektedir. Genel bir etik ihmal kavramını da gündeme getirebiliriz.

Hasta ve ailesine yönelik sistematik psikososyal destek mekanizmalarının yokluğu, bakım sürecini yalnızca sıkı bir biyomedikal çerçeveye indirgemiş; bu durum, hem hastanın kanser tedavisi ve yaşam sonu deneyimini hem de yakınlarının (özellikle tüm süreci beraber geçirdikleri babamın) yas sürecini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu bağlamda söz konusu deneyim, sağlık sisteminde bütüncül, hasta merkezli, empatik ve etik bakımın kurumsal düzeyde güçlendirilmesi gerekliliğine işaret eden önemli bir örnek teşkil etmektedir.


Elbette annem geldiği son evrede kendisi için bir palyatif bakımı telaffuz edemezdi. Lakin bunun hakkında 2019 ve 2022 yılları arasında eğitim almış, sunum hazırlamış ve dersler vermiştir. Emekli hemşire ve klinik aromaterapi uzmanı Madeleine Kerkhof’tan (Kicozo) aldığı eğitim notlarında şu cümleyi vurgulamıştır: Hastaların yaşamlarına günler yerine, kalan günlerine yaşam eklemek için çabalamalıyız.


Bu doğrultuda aromaterapiden faydalanabileceğimiz bir bakım önerisi için şunları kaleme almıştır: “Kokuların bilinçaltı, zihin, limbik sistem ve depolanan anılarımız üzerindeki etkilerinden dolayı uçucu yağların etkileri ile ilgili deneyimlerin yıllar içinde ruhsal sağlığımız üzerinde biriktirildiğini düzenli olarak görmekteyiz (duygusal hafıza). Uçucu yağların uygulanması duygusal esenlik üzerinde de derin bir etkiye sahiptir. Bu etki yine uçucu yağların bileşenlerinden, kısmen de kokuların limbik sistem üzerindeki etkilerinden kaynaklanmaktadır. Depresyon, keder, yas tutma, güvensizlik, büyük korku, endişe (anksiyete), stres, uykusuzluk; zihnin güçlü psikolojik ve duygusal durumlarıdır. Bu durumlarda aroma bakım yardımcı olur.”


Online ders verdiği bir sırada kendisi dinleyebilmiş ve sonrasında anneme onu çocukluğuna götüren en sevdiği ve onu rahatlayacak kokuyu sormuştum, portakal çiçeği demişti. Beş yaşında, büyüdüğü Osmaniye’deki (o yıllarda Adana’nın bir kazası olan) evlerinin bahçesi portakal ağaçlarının içindeydi ve en güzel çocukluk anılarını bu koku temsil ediyordu.

Hatta kendisi için çok önemli olan ve üzerine çalıştığı, ürünler geliştirdiği lavantanın önüne koymuştu portakal çiçeğini. Kerkhof’a da danıştıktan sonra (o dönem sıklıkla annemi soruyordu, iletişim halindeydik) Neroli uçucu yağını bir pamuğa damlatıp kendisini tamamen iletişime kapattığı dönemde ve onu rahatlatma çırpınışıyla son günlerinde kendisine koklattım. Yanı sıra torunu Itır Zoe’ye o dönem yatışması için dinlettiğimiz, bebekler için Johann Sebastian Bach albümünü dinlettim. Efsanevi Gorillaz müzik grubunun kurucularından Damon Albarn, Dazed dergisine verdiği röportajda, babasının ölüme yaklaştığı hastane odasında Ravi Shankar’ın ‘Morning Raga’ parçasını çalmasıyla 20 dakika boyunca resmen hayata geri döndüğünü anlatır.

Belki şimdi tüm bu anlatılanların ağırlığını kalbinizde yumuşatmak, meslektaşınız, eczacınız, sevgili yakınınız Serap Özhan’ın ya da hasta bir yakınınızın halinden anlamak için bu parçayı açıp dinleyebilir, dinletebilirsiniz.


Kaleme alan: Halinden her daim anlamaya çalışan kızı, Itır Zoe’nin annesi Serra Özhan Hocaoğlu


1 Cerrahpaşa Hastanesi başhekim (Seyfi Basa) muavinliğinin ardından, 43 yıl Beyazıt Halk Eczanesi eczacılığını üstlendi. Yanı sıra Aromaterapi Derneği’nin yönetim kurulu başkanlığını yaptı. Eczacılık ve aromaterapi çalışmalarını birlikte yürüttüğü sırada Hippophae rhamnoides (Yalancı iğde) üzerine yazdığı araştırma teziyle Bezmialem Vakıf Üniversitesi Aromaterapi Yüksek Lisans programını tamamladı. Etkin Eczacılık Derneği üyelerinden ve Etkin Sağlık Dergisi’nde birçok yazısı yayımlandı.

2 “Gospel” kelimesi “müjde” “iyi haber” anlamına gelir, bu yüzden gospel söylemek iyi haberi genelde piyano eşliğinde müzikle aktarmaktır. Dinleyici üzerinde manevi bir coşku uyandıran, güçlü ve motive edici bir müzik türüdür.



Kaynak: Wikipedia



Çocukluk arkadaşım Uzman Psikolog Aslıhan Özcan Morey’in desteğiyle, Serap Özhan’ın son 15 gününe denk gelen 5 Şubat’taki doğum gününde, torunu Itır Zoe’yle birlikte ellerinden aldığımız kalıplar Cam Ocağı Vakfı tarafından cam heykellere dönüştürüldü.






bottom of page