BRAILLE YAZI SİSTEMİ
- Uzm. Ecz. Deniz Eker Kızılay

- 11 dakika önce
- 4 dakikada okunur
Braille alfabesi, görme engelli veya az gören kişilerin parmaklarıyla dokunarak okuyabildiği kabartmalı noktalardan oluşan bir sistemdir. Uluslararası çapta yaygın şekilde kullanılan bu okuma ve yazma sistemi, altı noktalı dikdörtgen bir hücre üzerine kuruludur. Her hücre, iki sütun ve üç satırdan oluşur. Bu altı noktanın farklı kombinasyonları ile harfler, rakamlar ve işaretler oluşturulur. Kabartma noktaların yer aldığı dikdörtgen içinde 63 değişik düzenleme yapılabilmektedir. Okuma, parmakların noktaları duyumlaması ile gerçekleşmektedir. Küçük noktacıklar harf, rakam, işaret olarak yorumlanır.
Braille bir dil değildir. Tüm dillerin yazılabileceği ve okunabileceği bir kodlama çeşididir.

Erişilebilirlikte Braille’nin Önemi
Braille alfabesi sadece bir okuma sistemi değil; aynı zamanda bağımsızlık, özgüven ve eğitim hakkının simgesi olarak kabul ediliyor. Kitaplardan ilaç kutularına, asansör panellerinden kamu binalarındaki yönlendirmelere kadar bir çok alanda Braille yazı sisteminin kullanımı her geçen gün artıyor.

İlaç Kutularında Braille
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) duyurusu uyarınca, “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri, Kullanma Talimatı ve Takibi Yönetmeliği” kapmasında 01.01.2019 tarihi itibariyle üretilecek tüm ürünlere ait dış ambalajlarda kabartma yazı (Braille) bulunması gerekmektedir. Braille yazılı ambalajlar, görme engelli bireylerin ilaçlarını başkasına ihtiyaç duymadan ayırt edebilmesini sağlayarak güvenli kullanım ve ilaca erişimde bağımsızlığı destekler. Bu uygulama, günlük yaşamda karşılaşılan riskleri azaltırken halk sağlığında eşit erişim ilkesini güçlendiren önemli bir toplumsal sorumluluk yaklaşımıdır.
BRAILLE BİR DİL DEĞİLDİR. TÜM DİLLERİN YAZILABİLECEĞİ VE OKUNABİLECEĞİ BİR KODLAMA ÇEŞİDİDİR.
Louise Braille’in Hayatı
Louise Braille, 1809 yılında Fransa’da doğmuştur. Babasının mesleği ayakkabıcılıktır. Louise, bir gün babasının ayakkabı dükkânında bıçakla deri keserken bıçağı gözüne saplamıştır. Şifalı bitkilerden elde edilmiş özel bir su, minik Braille’in gözüne damlatılır. Tedavi, kanama ve ağrıyı durdurur. Fakat gözdeki dış kanamayı, iç kanamaya dönüştürdüğü için faydadan çok zarar verir. Göz doktoruna gitseler de hekim herhangi bir müdahalede bulunamaz. Çünkü Louise’nin sol gözündeki iltihap sağ gözüne sıçramış, iki göz bebeğinin de kornea tabakası tahrip olmuştur. Birkaç ay sonra, karanlık Louise’nin gözlerine usul usul çöker. Ailesi Louise’i bir an bile yalnız bırakmaz. Görenlerin yaptığı her şeyi kendisinin de becerebileceğini anlatıp onu motive ederler.

Louise, yedi yaşındayken Coupvray Jacques Palluy adında bir eğitimci ile tanışır. Louise ondan ders almaya başlar ve işitsel olarak bazı bilgiler öğrenir. Coupvray, bir öğretmen arkadaşından Louise’yi okuluna almasını, gören öğrencilerle birlikte onu da okutmasını ister. Böylece Braille okula başlar. Not tutamadığı için öğretmenini pür dikkat dinler. Burada da çeşitli bilgiler kazanmasının yanında, bağımsız hareket edebilmeyi, zorluklar karşısında nasıl mücadele etmesi gerektiğini de öğrenir. Aradan iki yıl geçer. Coupvray, Louise’in babasına, çocuğu Millî Körler Okulu’na göndermesini teklif eder. Burası dünyada görme engelliler için yapılmış bir ilkokuldur. Braille, otuz yıldır görme engellilere eğitim hizmeti veren Körler Enstitüsü’ne geldiğinde henüz on yaşındadır. Okulun belirli bir geçmişi olmasına rağmen görme engellilerin rahatlıkla kullanabileceği özel bir yazı şekli ve okuma yazma öğretim programı yoktur. O dönemlerde görenlerin kullandığı harfler kabartılmış ve bir harf sistemi oluşturulmuştur. Bu sistemde öğrenciler oldukça yavaş bir şekilde okuma yazma öğrenebilmektedir. Okulda eğitim, anlatım yolu ile verilir. En zeki üç öğrenciye öğretmen konuları anlatır, onlar da diğer üç öğrenciye anlatır. Kulaktan kulağa oynar gibi ilk öğrenciden son öğrenciye kadar bilgiler eksilerek ulaşır. Louise, zeki bir öğrenci olmasına karşın, mevcut sistemle okuma yazma öğrenmekte oldukça zorlanır. Braille, ilk yıl tatil için evine gittiğinde babasına şöyle der: “Körler, dünyanın en yalnız insanlarıdır. Sesleri tanıyarak her şeyi anlayabilirler. Bastonlarıyla her yere gidebilirler. Ama kolayca okuyacak kitapları bulunmayan körler, her zaman bilgisiz ve cahil kalacaklar.”
Louise, görme engellilerin kolay okuyup yazmalarını sağlayacak bir yazı sistemi oluşturmaya karar verir. Bütün boş zamanlarını bu amaç uğruna harcar. O dönemlerde, görme engelliler için alfabe oluşturmaya yönelik bazı çalışmalara rastlanmaktadır. Kurşundan, tahtadan, ince çubuklardan hatta toplu iğnelerden ve dikiş iğnelerinden bile harfler yapılır. İğneler farklı harfleri temsil edecek şekilde bir iğnelik üzerinde düzenlenir. Görme engeliler, parmaklarını bu sivri uçlar üzerinde gezdirerek harfleri çözmeye çalışır. Ayrıca, belli uzunluktaki bir ipe düğümler atarak şifreli bir alfabe de bulunur. Bu buluşlar ancak görme engellilere alfabenin öğretilmesine yarar.
Ama okuma ve yazmaya hizmet edemez. Bu sistemlerle kitap oluşturulamaz. Aslında görmeyenlerin ihtiyaç duydukları şey, parmak uçlarıyla hissedip tanıyabilecekleri kadar küçük ve muntazam şekilli harfler ve bu harflerle okuyup yazabilmektir. Bu yüzden Louise, görenlerin kullandığı harfler üzerinde çalışmak yerine, bütünüyle yeni bir şey bulmaya karar verir ve birçok deneme yapar. Onun bulmak istediği şey, her birinde çok az ve basit değişiklikler yapmak suretiyle bütün harfleri ve noktalama işaretlerini temsil edecek kullanışlı bir sistemdir.
Braille başarıyla okulunu bitirir. Fakat enstitü, Louise’i bırakmak istemez, ona öğretmenlik teklif edilir. Braille, kendi okulunda eğitim vermeye başlar. Henüz 16 yaşındayken, nokta ve çizgilerden meydana gelen, parmaklarla hissedilebilen çizgilerden oluşan bir yazı sistemi bulur. Bir süre daha bu sistemi basitleştirmek için uğraşır. Parmakların çizgilerden daha çok noktalara karşı duyarlı olduğunu düşünerek yalnızca noktaları kullanmaya karar verir. Yirmi yaşındayken, yani 1829’da bütün alfabeyi altı nokta çevresinde düzenler. Altı nokta, altmış üç tane farklı şekil meydana getirir. Bu buluş; alfabeyi, noktalama işaretlerini ve çeşitli kısaltmaları kapsamaya da yeterlidir. Yeni alfabeyle Braille ders kitapları yazar. Hatta icadını müzik notalarına da uyarlamayı başarır. Otuz yaşında tüberküloza yakalanan genç mucidin hastalığı giderek ilerler. Louise Braille 6 Ocak 1852’de vefat eder. Yeni alfabe sistemi Louise’in ölümünden iki ay sonra resmî onayla, kendi okulunda kullanılmaya başlanır. Sonradan gözlerini kaybetmiş İngiliz bir doktor olan Dr. Thomas Rhodes Armitage, görme engelliler için en uygun yazı stilini bulup evrenselleştirmek amacıyla bilimsel bir araştırma başlatır. Braille alfabesinin görme engelli bireyler için en uygun alfabe sistemi olduğu çoğu ülkede kabul görür. Ayrıca Braille alfabesi 46 değişik dilde tekrar uyarlanarak farklı dillerde de kullanılabilir hâle getirilmiştir.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte günümüzde elektronik ortamdaki yazıları Braille alfabesine çevirebilen cihazlar geliştirildi. Braille alfabesinin tablet ekranlarında kullanılmasına yönelik çalışmalar ise devam ediyor.
DR. THOMAS RHODES ARMITAGE, GÖRME ENGELLİLER İÇİN EN UYGUN YAZI STİLİNİ BULUP EVRENSELLEŞTİRMEK AMACIYLA BİLİMSEL BİR ARAŞTIRMA BAŞLATIR. BRAILLE ALFABESİNİN GÖRME ENGELLİ BİREYLER İÇİN EN UYGUN ALFABE SİSTEMİ OLDUĞU ÇOĞU ÜLKEDE KABUL GÖRÜR. AYRICA BRAILLE ALFABESİ 46 DEĞİŞİK DİLDE TEKRAR UYARLANARAK FARKLI DİLLERDE DE KULLANILABİLİR HÂLE GETİRİLMİŞTİR.
Kaynak: https://orgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_09/10100531_grmeklavuzu.pdf https://portal.aifd.org.tr/wp-content/uploads/2024/09/AMBALAJ-KILAVUZU-13.-Revizyon-Yururluk-Tarihi-18.09.2024.pdf https://www.titck.gov.tr/searchGeneral?term=braille



