14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü Kutlu Olsun
- Etkin Eczacılık Derneği
- 1 saat önce
- 9 dakikada okunur
TÜRKİYE’DE BİLİMSEL ECZACILIĞIN TEMELLERİNİN ATILDIĞI 14 MAYIS, TOPLUM SAĞLIĞININ EN ERİŞİLEBİLİR, EN YAYGIN VE EN GÜVENİLİR KALESİ OLAN ECZACILARIN HALKLA KURDUĞU KADİM BAĞIN SİMGESİ… TÜM ECZACILARIMIZIN 14 MAYIS BİLİMSEL ECZACILIK GÜNÜ’NÜ KUTLARIZ.
Mahalle kültürünün yaşayan bir parçası olan eczaneler, kapısından içeri giren her birey için hem ilaç temin edilen bir mekân hem de dertlerin paylaşıldığı, şifalı bir dokunuşun beklendiği ve en güncel tıbbi bilgiye karşılıksız ulaşılan önemli bir ilk durak. Eczacılık, formüllerin ve moleküllerin çok ötesinde, derin bir insani sorumluluk barındırıyor. Bir eczacı için reçetedeki isim, kimi zaman yıllardır hayatına tanıklık ettiği bir komşu, kimi zaman ise sağlığını ona emanet eden bir gönül dostu anlamına geliyor. Bu özel bağ, eczacıyı mahallenin sırdaşı, sağlık danışmanı, çoğu durumda aile dostu konumuna taşıyor. Hastalar bazen sadece dinlenilmek, bir güleryüz görmek veya içlerini dökmek için eczanenin kapısını çalabiliyor. Dijitalleşen ve teknolojinin hızla dönüştürdüğü dünyada, eczacılık sanatının asla değişmeyecek olan temel unsurunu da işte bu insani temas ve güven duygusu oluşturuyor. Hiçbir yapay zekâ veya dijital platform, danışanını sabırla dinleyen, onun endişelerini empatiyle göğüsleyen ve yokluklar içinde bile çözüm üretmeye çalışan bir eczacının yerini alabilecekmiş gibi görünmüyor.
Genç meslektaşlarımızdan deneyimli isimlere kadar tüm eczacıların taşıdığı bu sosyal sorumluluk bilinci, toplumun sağlık okuryazarlığını artırmada ve halk sağlığını korumada hayati bir rol oynuyor.
14 Mayıs vesilesiyle, bir tiyatro oyuncusu disipliniyle kendi günlük dertlerinden sıyrılıp sadece hastasının sağlığına odaklanan, bilgisini sevgi ve vefa ile harmanlayan tüm meslektaşlarımızın Eczacılık Günü’nü kutluyoruz.

Ecz. Almıla Öztosun
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı? Bir yemeği gördüğümde içindekileri gözümle analiz edebildiğimde iyi ki eczacıyım diyorum. Sütlacın üzerindeki tarçını, baklavanın yanındaki ayranı, kısırın içindeki muhteşem ahengi, 40 derecenin üzerinde güneş altında çalışan Adanalıları kana kana şalgam içerken gördüğümde Anadolu’nun ve Mezopotamya'nın kadim bilgeliğine hayran oluyor, geçmişte yaşamış, aynı zamanda birer eczacı olan hekimleri sevgi ve saygı ile anıyorum.
Eczacılığın geleceğinde, teknolojinin veya dijitalleşmenin asla değiştiremeyeceğine inandığınız o temel unsur nedir?
Hiçbir teknolojinin danışanın anlattıklarını sevgi, anlayış ve sabırla dinleyen, tüm kalbi ile danışanına yardımcı olmaya çalışan, ‘yok’ şartlarda bile çözüm üretmeye çabalayan eczacıların yerini alamayacağını; ancak, dijitalleşmenin eczacılara yardımcı olabileceğini, işlerini kolaylaştırabilecek çok sayıda teknoloji ile çalışma şansı bulabileceklerini ve hem danışanlarına hem de kendilerine daha verimli zaman ayırabileceklerini düşünüyorum.

Ecz. Ayşe Dündar
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı?
Bu soru bana, yıllar önce yüreğime düşen meslek aşkının heyecanını yaşattı yeniden. Henüz mezun olmuştum. Gençtim, başarmak istediğim çok şey vardı. Hayallerim sınır tanımıyordu. İdealisttim, ne var ki tecrübesizdim, ürkektim. Beni, yapabileceğimin en iyisine götürecek yolların peşindeydim.
Elimdeki diploma korkutuyordu beni. Mesleğim, karşımda “Yel Değirmenleri” gibi duruyordu sanki. Onun bir dev olmadığını fark ettiğimde bir karar verdim. Mesleğim ve ben, yan yana tek bir yumruk olmalıydık. Öğrene öğrene, öğrete öğrete, yaşaya yaşaya geliştirecektik birbirimizi.
Karşımıza çıkan engellere aldırmadan, bilimin ışığında çalışmanın şevkiyle birlikte yürüyecektik. İnsanları sabırla dinlemeyi, anlamayı, onları daha çok sevmeyi, saymayı, en çok da dertlerine derman olmayı ilkemiz belirledik. İnsanlar ve biz, birbirini tamamlayan bir üçgenin vazgeçilmez parçaları olduk kısa zamanda. Bu yolda birlikte yürüdük, büyüdük, büyüttük birbirimizi yıllar boyu. Daima bilimin ışığında, sevgiyle.

Ecz. Güldehen Hatipoğlu
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı? Bakış açısı... Ailemle, dostlarımla, akrabalarıma olan ilişkilerimde bazı davranışların onların sağlık sorunlarıyla ilgili olduğunun farkına varmamı ve olayı olgunlukla karşılamamı veya tıbbi gerçeklerle kabul etmemi sağlıyor. Bu da sağlıklı ilişki kurmamda çok faydalı ve önemli oluyor. Hastalarla olan diyaloglar dolayısıyla daha sabırlı olmamı sağlıyor.
Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir? Mesleğin en sevdiğim yönü danışmanlık hizmetinin sonunda mutlu bir geri dönüş almak; iyi ki varsınız cümleleri; size sormadan ilacı içmek istemedim sözleri. Bütün bunlar size güvenin ifadesi. Bu güven duygusu benim en mutlu olduğum zamanlar. Eczacılığın geleceğinde, teknolojinin veya dijitalleşmenin asla değiştiremeyeceğine inandığınız o temel unsur nedir? Karşılıklı iletişimdeki sıcaklık, samimiyet, güven duygusu, empati.
Genç meslektaşlarınıza, eczacılığın ve eczanenin kişiye yüklediği sosyal sorumluluk duygusuna dair ne söylemek istersiniz?
Hasta büyük bir güvenle eczaneye geliyor. Orada derdi için doğru bir cevap ve yaklaşım bekliyor. O zaman yapılacak tek şey var. Gerçek ve güncel bilginin yanında güleryüz ve ilgi. Adeta bir tiyatro oyuncusu gibi kendi günlük derdinden sıyrılmak ve onun derdine odaklanmak.

Ecz. Ayşegül Yıldız
Yeni nesil eczacılığa yönelik kişisel bir yaklaşımınız var mı?
Yaşam uzadıkça sağlık sisteminin yükü artmakta, bu da sağlıkta değer yaratacak yeni bütüncül yaklaşımlara ve iş birliklerine alan açmaktadır. Eczacının da rolü ilaç sağlayıcılığın çok ötesine geçerek çeşitlenmektedir. Koruyucu, önleyici yaklaşımıyla aşılama, tansiyon, kan şekeri ölçümü, kilo takibi ile hastalık ortaya çıkmadan riski azaltmak veya riski tespit ederek erken teşhise destek olmak, bulaşıcı olmayan kronik hastalıklarda hastanın ilaç tedavisini en etkin sonucu alacak şekilde yönetmek eczacının temel hizmet alanları olacaktır.
Bu hizmetlerin en kolay ulaşılır sağlık noktası olan eczanelerimizden yaygın bir şekilde veriliyor olması, sağlık sisteminin yükünü azaltacak çok önemli bir değer yaratacaktır.
Eczacılığın geleceğinde, teknolojinin veya dijitalleşmenin asla değiştiremeyeceğine inandığınız o temel unsur nedir?
Dijitalleşme hastanın ilaca ulaşımına ve sağlık sistemlerinin etkinliğine olumlu etki sağlayacaktır; ancak hasta-eczacı arasındaki insani ilişki, duygu faktörü, bir yazılım olarak kodlanamayacağından veya teknoloji ile sağlanamayacağından eczacıya sağlık sisteminin değer yaratan bir aktörü olarak hep gereksinim duyulacaktır.

Ecz. Selen Söylemez
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı?
Danışanlarımla, hastalarımla yaptığım paylaşımlarım, onları dinleme becerim, eczacılık mesleğinin bana kattığı mesleki bilgilerim ve tecrübelerim sayesinde danışanlarıma rehberlik yapabildiğim için her gün iyi ki eczacıyım diyorum.
Eczacılık pratiğinizde, tıbbi bilginin ötesine geçip tamamen insani bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz özel bir an var mı?
Olmaz olur mu hiç! Hastalarımızın önce kendileri, sonra çocukları, sonra da torunları ile bağ kuruyoruz. Onların yaşamlarına şahitlik ediyoruz. Ailelerindeki düğünler, doğumlar, vefatlar… Onların mutluluklarını, üzüntülerini paylaşıyor, adeta onlarla hemhal oluyoruz. Yıllar önce bir nöbetimde yoğunluktan yemek yiyememiştik. Saat gece yarısını geçmişti, hasta yoğunluğu biraz azalmıştı. Bir baktım ki üst kat komşum elinde fırından yeni çıkmış sıcacık mis gibi poğaçalar ve daha birçok ikram bulunan kocaman bir tepsiyle kapıdan içeri girdi. O an gözlerim dolmuştu. Yorulmuş ve acıkmıştık. “Bugün çok yoruldunuz. Aklıma takıldı, size bir şeyler getirmek istedim,” dedi. Komşumuzun bizi düşünmüş olması beni çok duygulandırmıştı. Emek verip bize o sıcacık poğaçaları getirmesini hiç unutamam.
Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir? Mesleğimin en sevdiğim yönü insanların hayatlarına dokunabilmek, hastaların şifasına aracılık edebilmek.

Ecz. Tekay Düğencioğlu
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı?
Danışanlarımızı dinlerken hep düşündüğümüz şey, “nasıl bir çözüm bulabilirim” sorusu. Bu düşünce size öyle işliyor ki günlük hayatta karşılaştığınız her şeye aynı şekilde yaklaşıyorsunuz. Dolayısıyla her şeye bir çözüm üretirken buluyorsunuz kendinizi.
Eczacılık pratiğinizde, tıbbi bilginin ötesine geçip tamamen insani bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz özel bir an var mı?
Genellikle ölüm ya da ağır hastalıklar gibi durumlarda özel anlarınız oluyor. Kendi acılarınızı hissedip empatiyi aşan durumlarla karşı karşıya kalıyor, birlikte göz yaşı dökebiliyorsunuz.
Hastanız aradığı ilaca ulaşamadığında hissettiğiniz duyguyla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Hastanın ilaçlarını vermek, onların nasıl alınacağını anlatmak çok güzel. Ama çare olacağına inandığı ilacı bulamamak, elinden oyuncağı zorla alınmış bir çocuk gibi hissettiriyor size. Gayret ediyorsunuz o ilacı bulmak için. Çok çaba sarf etmekle başa çıkmaya çalışıyorsunuz.

Ecz. Funda Figen Şirin Bal
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı?
İyi ki eczacıyım, iyi ki fitoterapi uzmanıyım. Mesleğim sağlık sıhhat kazandırmak için bitkilerin tıbbi özelliklerini öğrenmemi ve uygulamalarla kullanmamı sağlıyor. Uçucu yağlar, bitki çayları ve bitki ekstreleri benim için, iyileştirmekte kullandığım “mesleki öz”lerim. Tıbbi bitkiler, içerdikleri aktiflerle hastalıkları iyileştirici yararlar sunuyor. Eczacı olarak dünya bitkilerinin tıbbi faydalarını öğrenmeye devam ederek, bitki dünyasının muazzamlığını da Yaradan’a ve yaradılışa şükür ederek öğreniyorum.
Eczacılık pratiğinizde, tıbbi bilginin ötesine geçip tamamen insani bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz özel bir an var mı?
30 yılı aşkın süredir eczanemde hastalarımıza sevgi ve sağlık ile sağlık sunarken, oluşturduğumuz güven dolu ilişki içinde, sayısız gönül dostu edindim. Eminim, işine gönülden bağlı olduğu için her eczacının eczane kapısından giren kişilerle ilişkili birçok özel hikâyesi vardır. Eczacı Funda Figen olarak insani kimliğim, eczane içinde iyiliğe ulaştırılması gerekli birçok kişiyi görmemi, yapılması gerekeni yapma ve gönülden destek olma duygusunu sahiplenmemi sağladı. Bu alışveriş hikâyelerinde, bazen veren ben oluyorum; örneğin evsiz kalan, bir evlat sahibi hanımefendinin çocuğunu alıp benim evime kalmaya gelmesi ve mutlu bir sona ulaşılıncaya kadar bu aileyi evimde misafir olarak ağırlamak… Bazense alan ben oluyorum; komşularımın “Bunu sizin için yaptım” diyerek pişirip getiren ellerinden en güzel tatları tadıyorum.
Ecz. Ferruh Karamangil

Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı?
Eczacılık bana bütüncül ve çok katmanlı düşünmeyi öğretti. Bir ilacı değil; hastayı, yaşam tarzını ve risklerini birlikte değerlendiriyorum. Aynı anda birden fazla değişkeni yönetebilmek, bu mesleğin kazandırdığı en güçlü multitasking bakış açısı.
Eczacılık pratiğinizde, tıbbi bilginin ötesine geçip tamamen insani bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz özel bir an var mı? Bazen hasta ilacı değil, kaygısını getirir. O an reçeteden çok, bir insanı dinlediğinizi fark edersiniz. En etkili katkınız bazen doğru ilacı vermek değil, hastanın yalnız olmadığını hissettirmektir.
Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir? Eczacılık, zihinsel ve duygusal multitasking gerektiren nadir mesleklerden biri. Aynı anda klinik karar verir, hastayı anlarsınız ve süreci yönetirsiniz. Hem bilimsel hem insani kalabilmek, bu mesleğin en güçlü tarafı.
Bir hastanızın yanlış ilaç kullanımını veya olası ilaç etkileşimlerini fark etmeye yönelik koruyucu sorumluluk duygusunu nasıl tarif edersiniz?
Eczacılık, çoğu zaman görünmeyen hataları engelleme mesleğidir. Bir etkileşimi fark ettiğinizde büyük bir riski ortadan kaldırırsınız. Eczacı, sistemin sessiz ama kritik güvenlik mekanizmasıdır.

Ecz. Merve Karaçay
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı? Eczacılık; insan hayatının en önemli noktası olan sağlığın merkezinde olduğu için her gün insan sağlığı ile ilgili olumlu ya da olumsuz noktaları gözlemliyoruz ve tavsiyelerde bulunuyoruz. Sağlığın ne kadar önemli olduğunu her gün yaşayarak öğreniyoruz ve hayata bakış açımızı değiştiriyor, farkındalığımızı arttırıyor ve bundan dolayı çok mutluyum.
Eczacılık pratiğinizde, tıbbi bilginin ötesine geçip tamamen insani bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz özel bir an var mı?
Bu bağı kurmadığımız tek bir an bile yok, kapıdan giren her danışana yardımcı olabilmek, hayatında sağlığında fark yaratabilmek mesleğimizi özel kılıyor; öyle ki ailemdekiler yakın çevremdekiler bile şaşırıyor bu duruma.
Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir?
Birçok insanın hayatına dokunabilmek ve şifa olabilmek mesleğimin en güzel tarafı.
Hastanız aradığı ilaca ulaşamadığında hissettiğiniz duyguyla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Hastamın yerinde ben olsaydım ve çaresiz kalsaydım ne yapardım empatisini kurup elimizden geldiğince yardımcı olmaya, yol göstermeye çalışıyoruz. Alternatif ne yapılabilir nasıl çözüm bulunabilir diye sürekli çalışıyoruz özellikle bazı zamanlarda tek mesaimiz bu oluyor diyebilirim.

Ecz. Deniz Eker Kızılay
Eczacılık pratiğinizde, tıbbi bilginin ötesine geçip tamamen insani bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz özel bir an var mı?
Hemen hemen her danışmanlıkta bu bağı hissediyorum. Mesleğimiz, yalnızca tıbbi bilgiyi aktarmanın ötesinde; danışanın ihtiyacını ve bulunduğu koşulları anlayabilmeyi, o kişiye en uygun seçeneği en doğru şekilde sunabilmenin inceliğini barındırıyor.
Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir?
Her gün birbirinden farklı birçok insanla iletişimde olmak ve az da olsa onların hayatına dokunabilmek, benim için eczacılığın en güzel tarafı.
Hastanız aradığı ilaca ulaşamadığında hissettiğiniz duyguyla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Mesleğimde kendimi en çaresiz hissettiğim an diyebilirim. Çoğu zaman hastanın ilacına ulaşabilmesi için her türlü imkânı düşünüyor ve deniyoruz. İlacı bulmak için meslektaşlarımızla iletişim halinde olmak ve hastayı ilacı elinde bulunduran bir eczacıya yönlendirebilmek, bu anlarda çaresizliğimizi hafifletiyor. Ancak tabii ki buradaki sorun çok büyük.
Bir hastanızın yanlış ilaç kullanımını veya olası ilaç etkileşimlerini fark etmeye yönelik koruyucu sorumluluk duygusunu nasıl tarif edersiniz?
Mesleğimizin en önemli unsurlarından biri; doğru ilaç, doğru kullanım ve ilaç etkileşimleridir. Bu anlamda eczacı olarak her danışanda sorgulayan, kontrol eden ve yönlendiren bir rol üstlenmek büyük önem taşır. Aynı şekilde eczane personelinin de bu konuda eğitimli ve hassas olmasını sağlamak oldukça önemli.

Ecz. Beyza Semizoğlu
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı?
Eczacılık mesleğini çok isteyerek seçtim ve mesleğim zaman içinde bana birçok beceri kazandırarak iyi ki eczacıyım dedirtti. Bu becerilerin en başında farklı sosyokültürel seviyede bireylerle iletişime geçebilmek ve onlarla kolaylıkla empati kurabilmek geliyor.
Eczacılık pratiğinizde, tıbbi bilginin ötesine geçip tamamen insani bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz özel bir an var mı?
Bireylerle direk temas ettiğimiz için genelde insani bağlar kurarak hayatlarına dokunuyoruz. Birçok kez acı-tatlı duygularını paylaştığım hastalarımla en özellerinden anılarımdan biri; bir gece yarısı nöbetimde yeni doğan bebeği için kan uyuşmazlığı tedavisi ilacını sayılı saatler içinde temin etmek için çırpınan bir babanın gelmesidir. 24 saat içinde üç farklı şehirden getirtilerek tamamlanan ilaçlarla bebeklerinin tedaviye kavuşması ve taburcu olduklarında bebekleriyle sağlıkla ziyaretime gelmeleri en özel anılarımdan biridir.
Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir?
Eczacılık mesleğinin en sevdiğim özelliği çok yönlü olması. Hem bilimle hem halk sağlığıyla iç içe olan en kolay ulaşılabilir birinci basamak sağlık çalışanı olmak. Bir yandan sürekli gelişime açık olup kendimizi geliştirirken öğrendiğimiz her yeni bilgiyi hızla toplum sağlığının yararına kullanabilmek çok değerli ve manevi tatmini çok yüksek.

Ecz. Evrim Çakıl
Mesleğinizin size kattığı, günlük hayatınızda “iyi ki eczacıyım ve bu bakış açısına sahibim” dediğiniz bir beceri veya bakış açısı var mı?
Mesleğimizin kazandırdığı becerilerden en önemlisi bütünsel bakış açısı. Danışanlarımı sadece sorunları ve sorularına bağlı kalmadan empati ile yaklaşarak değerlendirmek büyük resmi görebilmemi sağlıyor. Her bireyin farklı ihtiyaçları, farklı çözümleri getiriyor. Bu durum olaylara sabır ve dikkatle, çözüm odaklı yaklaşmamı sağlıyor.
Eczacılık pratiğinizde, tıbbi bilginin ötesine geçip tamamen insani bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz özel bir an var mı?
Meslekte 28 yılı devirince birçok anı birikiyor. Ben de pek çok meslektaşım gibi danışanlarımızın/hastalarımızın sadece reçetelerini karşılamaktan, sağlıklı olmalarına destek olmaktan çok daha fazlasını yaşıyorum. Eczanelerimiz aslında nesiller arası değişime tanıklık ediyor. Anne karnından itibaren büyümelerine tanık olduğumuz çocukların en özel günlerini birlikte kutluyor, birlikte seviniyoruz. Üniversite kazandıklarında birlikte kutluyoruz, mezun oluyorlar birlikte seviniyoruz. Yuvadan uçup gitseler de arada ziyarete geldiklerinde mutlaka o iletişim devam ediyor. Bu bağlar gerçekten çok farklı oluyor.



