top of page

Aziz Sancar’dan Glioblastoma Tedavisine Yeni Bir Katkı

Aziz Sancar’ın liderliğinde yürütülen bu çalışma, EdU’nun standart kemoterapi ilacı temozolomid (TMZ) ile birlikte kullanıldığında glioblastoma tedavisinde direnç kırıcı bir potansiyel sunduğunu ortaya koyuyor. Elde edilen bulgular, yalnızca tümör büyümesinin baskılanması ve sağkalımın uzatılması açısından değil, TMZ’ye karşı gelişen edinilmiş direncin aşılması bakımından da dikkat çekiyor. Özellikle bazı ortotopik hayvan modellerinde bu kombinasyon tedavisinin tümör nüksünü tamamen engellemesi ve uzun süreli tümörsüz sağkalım sağlaması, yaklaşımın klinik değerini vurgulayan en önemli sonuçlardan biri arasında yer alıyor.


Klinik Güvenlik Penceresi ve Düşük Toksisite

Yeni tedavi yöntemlerinde en büyük endişe kaynağı olan yan etkiler konusunda da araştırma olumlu veriler sunuyor. Ayrıntılı toksisite analizleri, EdU’nun tek başına ya da TMZ ile kombine edildiğinde çoğunlukla hafif, geçici ve geri dönüşümlü yan etkilere yol açtığını gösteriyor. Yan etkilerin esas olarak hızlı bölünen dokularla sınırlı kalması; karaciğer, böbrek ve diğer hayati organlarda anlamlı bir hasar saptanmaması, EdU’nun klinik kullanıma uyarlanabilirliği açısından güvenli bir liman sunduğuna işaret ediyor.


Kişiselleştirilmiş Tedavinin Önemi

Hasta kökenli, “passage-zero” glioblastoma dokuları üzerinde yapılan ex vivo deneyler, tümörler arası biyolojik heterojenliği bir kez daha gözler önüne seriyor. TMZ+EdU kombinasyonu bazı hasta örneklerinde belirgin bir sinerji oluştururken, bazılarında ise ekleyici bir etki ile sınırlı kalıyor. Bu değişkenlik, glioblastomanın tek tip bir hastalık olmadığını; moleküler ve hücresel özelliklere bağlı olarak kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının hayati önem taşıdığını kanıtlıyor.


Preklinikten Kliniğe Uzanan Yol

Aziz Sancar ve ekibinin bu çalışması, EdU’nun DNA onarım mekanizmalarını hedefleyen yeni nesil bir terapötik araç olarak konumlandırılabileceğini gösteriyor. Bu yaklaşım, glioblastoma karşı daha etkili, kalıcı ve hasta özgüllüğünü gözeten stratejiler için güçlü bir preklinik temel sunuyor. Ancak bilim dünyası, bu protokolün klinik uygulamaya geçebilmesi için kapsamlı insan çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor.


bottom of page