top of page

Alerjiyi Kökten Yönetmek için Mikrobiyota,Beslenme ve Bağışıklıktan Faydalanmak Mümkün


SOLUNUM YOLU ALERJİLERİNDE SEMPTOMLARI BASTIRMAK YETERLİ Mİ? BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN AŞIRI YANITLARINI YATIŞTIRAN DOĞAL MOLEKÜLLER VE BAĞIRSAK SAĞLIĞI ARASINDAKİ KRİTİK BAĞ, ALERJİ YÖNETİMİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLATIYOR.


Alerjik rinit ve alerjik astım, dünya üzerinde özellikle modernleşen bölgelerde yüksek oranda görülen kronik bir solunum yolu hastalığıdır. Hava kirliliği, ev akarları, evcil hayvanlar, küfler, polenler, kimyasallar ve besinler, birçok kişi için temastan 30 dakika sonra veya 24 saat içinde alerjik reaksiyonlara neden olarak alerjen kabul edilebilir. Alerjenle sürekli karşılaşmak yüzünden alerjen temas yükü artar ve yaşanan alerji, kronik inflamasyon bir hastalığa dönüşür. Alerjik rinit mevsimsel dönemde çıkabileceği gibi kalıcı, yıl boyu süren bir hal de alabilir. Gece gündüz burun akar, tıkanır veya sürekli kuru öksürük yaşanır. Uykusuzluk, kronik yorgunluk, duygusal gerginlik, bilişsel işlev zayıflaması gibi mental sıkıntılar da hastalığa eklenince, hastanın okul, iş ve sosyal hayatı oldukça zorlaşır.

Alerjik rinit geçiren çocuklarda öğrenme güçlüğü, alerjik rinit geçiren yetişkinlerde ise karar verme güçlüğü sık yaşanır. Alerjik solunum yolu hastalıklarının altındaki kök neden, bağışıklık sisteminin verdiği aşırı ve hatalı yanıtlardır. Bağışıklık sistemi, alerjen tehdidi olarak tanımladığı maddeye karşı savunma gerçekleştirmek için antikor olarak IgE proteinleri üretir. Mast hücrelerinde antijen-antikor etkileşmesiyle, yüksek miktarda alerjik yanıtlar oluşturan histamin açığa çıkar. Histaminin serbestleşmesi ile düz kaslarda kasılma, damar geçirgenliğin artması, kaşıntı, bronkospazm, doku şişmesi hatta akut hava yolu tıkanıklığı gibi alerjik yanıtlar oluşur. Alerjik hastalıkların tedavisinde antihistaminikler, kortikosteroidler, lökotrien reseptör antagonistleri, beta agonistleri, monoklonal antikorları kullanılır. Tedavinin doğru yönetilebilmesi için ilk yapılması gerekense alerjik olarak tanımlanan madde ile teması kesmek olmalıdır. Solunum yolunda gerçekleşen alerjik reaksiyonlardan alerjik rinit, sistemik iltihaplanmayı tetikleyici bir hastalıktır. Alerjik rinit, üst ve alt solunum yollarında iltihaplanma artışı ile kronik sinüzit, alerjik konjuktivit, kulak enfeksiyonları, bronşiyal hiperaktivite ve astım hastalıklarına da neden olur.

Hapşırma, burun ve gözde akıntı, burun kenarlarında kaşıntı, burun tıkanıklığı, koyu mukusun geriye akması, boğazı devamlı temizleme hissi, sürekli kuru kuru öksürmek, hırıltılı nefes almak, bronkospazm gibi semptomlar solunum yolu alerjilerinde ortaya çıkan alerjik yanıtlardır. Alerjik rinit ve alerjik astım gibi solunum yolu alerjik hastalıklarını, sağlıklı bağışıklık yanıtları oluşturarak önlemeliyiz.

Bağışıklık sistemi, alerjen tehdidi olarak tanımladığı maddeye karşı savunma gerçekleştirmek için antikor olarak IgE proteinleri üretir. Mast hücrelerinde antijen-antikor etkileşmesiyle, yüksek miktarda alerjik yanıtlar oluşturan histamin açığa çıkar.



Sağlıklı beslenme ile bağışıklık sistemini güçlendirmeliyiz. D vitamini, C vitamini, çinko ve selenyum, L-glutamin bağışıklık yanıtlarını düzenleyici vitamin ve mineral besin destekleri olarak öne çıkmaktadır.

Solunum yolu alerjik hastalıklarını önleme ve tedavi desteği konusunda probiyotik destekler önemli rol oynarlar. Bağışıklık yanıtlarının yüzde 80’i bağırsakta düzenlendiği için sağlıklı bağışıklık yanıtları oluşturmak için, mutlaka bağırsak mikrobiyotasının dengede olması sağlanmalıdır. Bu dengede yön, yararlı bakterilerin zararlı bakterilere karşı çeşit ve miktarca üstün olmasıdır. Bağırsak mikrobiyotasında iyi bakteriler olarak sınıflandırılan Lactobacillus probiyotikleri, bağışıklık yanıtlarını düzenleyerek alerjik yanıtları baskılayabilirler.

Lactobacillus rhamnasus GG, Lactobacills fermentum GM-90, Lactobacillus paracasei GM-080 ile yapılan çalışmalar, bu probiyotiklerin inflamatuar sitokin sentezini düzenlediği, bağışıklık sistemini yatıştıran özel düzenleyici T1 hücreleri artırdığı ve immünmodülatör etki göstererek, alerjik iltihaplarda artan T2 düzeylerini azaltabileceğini göstermiştir.

Ayrıca, enfeksiyonlara karşı koruyucu IgA antikorlarının salgılanmasını da destekleyerek patojen bakteri kolonizasyonunun azaltılmasına katkı verirler. Bu probiyotiklerin ürettikleri metabolitler de patojen bakterileri yok ederler. Antihistaminik ve anti-inflamatuvar etkinlikleriyle öne çıkan bitkiler, alerjik atakların sıklığı ve şiddetini azaltarak tedavi desteği sunarlar.

Resveratrol, quercetin, çörek otu yağı ve ısırgan otu, alerjik solunum yolu hastalıklarında en çok yararlanılan bitkisel besin destekleridir. Resveratrol, proinflamatuvar sitokinler ve histamin salınımını azaltan bir polifenoldür. Özellikle allerjik rinitte başarılı sonuçlar veren çalışmaları mevcuttur. Quercetin, astım ve alerjik rinitte bozulan T1/T2 dengesinin iyileştirici etkinlik gösteren flavonoiddir. Proinflamatuvar sitokinler ve histamin salınımını engelleyerek etkinlik sunar.

Çörek otu tohumunda bulunan timokinon, bağışıklık düzenleyici, bronş genişletici etkinlik de göstererek alerjik astım ve alerjik rinitte semptomları giderici etkinlik sunar.

Isırgan otu, proinflamatuvar sitokinleri ve histamin salınımını azaltır. Alerjik rinit semptomlarını azaltır. Alerjik rinit, konjoktivit, astım gibi alerjik hastalıkların yönetiminde eczacınız en yakın sağlık danışmanızdır.


bottom of page