Tenis Sadece Bir Spor Mudur?
- Uzm. Ecz. Hümeyra Cömerter
- 12 Oca
- 4 dakikada okunur
Tenis beynimizi bir satranç oyuncusu, kalbimizi bir maraton koşucusu ve kemiklerinizi bir ağırlık sporcusu gibi çalıştıran üç boyutlu bir uzun ömürlülük sporudur.
Tenis, bir atletizm yarışından çok, hızlandırılmış bir bilişsel mücadeledir. Rakibiniz sizi fiziksel olarak değil, zihinsel olarak daha az zaman ve daha fazla belirsizlikle zorlamaya çalışır.
Amatör bir oyuncu, Federer’in tekniğini mükemmel kopyalayabilir, ancak Federer’in nörobilişsel zamanlamasını kopyalayamaz.
Teniste gerçek başarı, sadece kaslarımızın değil saniyenin çeyreğinde doğru kararı verebilen beynimizin başarısıdır.
İşte gerçek ayrım, kas gücünde değil, beynin vuruş anından önceki saniyenin 200 milisaniyesinde ne yaptığıdır. Amatör ve profesyonel arasındaki fark, algısal motor döngüdeki verimlilik farkıdır.
Tenis kas gücü sporu olmanın ötesinde bilişsel sağlığı destekleyen bir zihin sporudur.
Tenisi sadece rekabetçi bir koşu ve top sporu olarak tanımlamak yeterli olmaz, aynı zamanda kardiyovasküler, bilişsel ve kas-iskelet sistemi sağlığını destekleyen, hayat boyu sürdürülebilir bir yaşam aktivitesidir.
1. Kardiyovasküler ve Metabolik Sağlık
Tenis, sürekli hızlanma, durma ve yön değiştirme ile aralıklı yüksek yoğunluklu (anaerobik) efor ile kısa dinlenme sürelerini (aerobik) birleştiren kardiyovasküler bir egzersizdir.
Kalp atış hızını sürekli olarak farklı yoğunluk seviyelerinde tutar. Bu “değişken hızda” antrenman, kalbin verimliliğini artırır, dinlenmede kalp atış hızını düşürür ve koroner kalp hastalığı riskini azaltır.
Metabolik olarak yoğun koşu ve ani duruşlar, vücudun glikoz ve yağ yakma yeteneğini iyileştirir. Araştırmalar, düzenli tenis oynamanın Tip 2 Diyabet riskini azaltmada ve kan glikoz düzeylerini yönetmede olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Danimarka Şehir Kalp Çalışması (Copenhagen City Heart Study): 2018 yılında yayımlanan ve 25 yılı aşkın süreyi kapsayan büyük bir çalışma, düzenli egzersiz yapanların sedanter (hareketsiz) bireylere göre yaşam sürelerinin ne kadar uzadığını incelemiştir.
Bulgular şöyledir:
• Tenis Oynayanlar: Yaşam süresine ortalama 9,7 yıl eklemiştir.
• Yüzücüler: 3,4 yıl
• Koşucular: 3,2 yıl
• Bisikletçiler: 3,7 yıl
Tenisi sadece rekabetçi bir koşu ve top sporu olarak tanımlamak yeterli olmaz, aynı zamanda kardiyovasküler, bilişsel ve kas-iskelet sistemi sağlığını destekleyen, hayat boyu sürdürülebilir bir yaşam aktivitesidir.
Yaşam Beklentisine 9,7 Yıl Ekleyen Tek Spor: TENİS
“Tenisin uzun ömürlülük üzerindeki etkisi, büyük ölçekli ve uzun süreli epidemiyolojik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Danimarka’da 1975’ten bu yana devam eden ve dünyaca ünlü Kopenhag Şehir Kalp Çalışması (Copenhagen City Heart Study - CCHS), farklı fiziksel aktivitelerin yaşam beklentisine katkısını incelemiştir
25 yıla yayılan takip verileri, hareketsiz bir yaşam tarzına kıyasla, bazı sporlarla düzenli uğraşmanın ömrü ne kadar uzattığını çarpıcı şekilde ortaya koymuştur.CCHS’ye göre, tenis oynayan bireylerin ortalama yaşam beklentisi kazancı, diğer popüler sporların tümünü geride bırakarak yaklaşık 9,7 yıl olarak belirlenmiştir. Bu bulgu, tenisin sadece fiziksel faydalar (kalp sağlığı, kas gücü) değil, aynı zamanda yüksek düzeyde sosyal etkileşim gerektirmesinin de uzun ömürlülüğe katkıda bulunduğu tezini desteklemektedir.
Bu sonuçlar, tenisi sadece bir hobi değil, aynı zamanda bilişsel ve sosyal bileşenleri sayesinde uzun ve sağlıklı bir yaşam için yapılabilecek en değerli sporlardan biri haline getirmektedir.
2. Kas-İskelet Sistemi ve Kemik Yoğunluğu
Tenis, vücudun birçok düzlemde hareket etmesini gerektirdiğinden, sadece büyük kas gruplarını değil, denge ve stabilite için gerekli olan derin çekirdek (core) kaslarını da güçlendirir.
Teniste yapılan ani duruşlar, sıçramalar ve yön değiştirmeler, kemikler üzerinde ağırlık taşıyan, yüksek etkili stres oluşturur. Bu tür dinamik yüklenmeler, özellikle yaşlanmayla düşen kemik yoğunluğunu artırarak osteoporoz ve kırık riskini azaltmada hayati rol oynar.
Tenis, el göz koordinasyonunu ve vücut dengesini keskinleştirir. Yaşlanmayla birlikte düşme riskini azaltan en kritik faktörlerden biri olan algılama yeteneğini geliştirir.
3. Nörobilişsel Fayda ve Nörolojik Uzun Ömürlülük
Tenisin diğer sporlardan ayrıldığı en çarpıcı alandır. Önsezi becerisi, bilişsel sağlığın en önemli bileşenlerindendir. Tenis, ‘stratejik hız’ gerektiren sporlardan biridir ve bu özelliği, bilişsel gerilemeyi yavaşlatmada bu sporu öne çıkarır. Çift
Etkili Uyarım: Bir tenis topunu takip etmek ve ona vurmak için el göz koordinasyonu gerekirken, aynı anda rakibin pozisyonunu ve topun seyrini tahmin ederek hızlı karar verme yeteneği devreye girer. Bu durum, beynin dört lobunun (alın frontal, yan parietal, şakak temporal ve arka oksipital loblar) eş zamanlı çalışmasını gerektirir.
Profesyonellerde, teknik hareketler otonomdur (otomatikleşmiştir). Bu, beynin prefrontal korteks bölgesindeki aktivitenin azalması anlamına gelir. Enerjilerini, teknik değil, taktik ve stratejik kararlara saklarlar. Profesyonellerin motor korteksi, daha karmaşık ve hızlı hareket dizilerini çok daha az enerjiyle tetikleyebilir. Tenis, oyuncuyu sürekli olarak saniyeler içinde taktik kararlar almaya zorlar: Topu nereye göndermeli? Hangi vuruşu kullanmalı? Rakibim nereye hareket ediyor? Bu süreç, beynin hızı ve yürütücü işlevlerini keskinleştirir hızlı karar verme becerisini geliştirir.
Nöroplastisite (Beyin Esnekliği): Düzenli olarak karmaşık nörobilişsel taleplere maruz kalmak, beynin yeni nöronal (sinirsel) yollar oluşturmasına yardımcı olur buda nöroplastisiteyi artırır. Bu, bireyin yaşlandıkça bilişsel düşüşe karşı “kognitif rezerv” oluşturmasına yardımcı olur.
Sürekli öğrenme ve tahmin etme süreci, beynin sinir bağlantılarını güçlendirir ve nöronlar arasında yeni bağlantılar oluşturur. Böylece nöroplastisite artışı ile bilişsel düşüş ve demans riskini azaltmada önemli bir faktördür.
Fiziksel aktivite, endorfin salgılanmasını tetikler. Tenis, aynı zamanda rekabetçi doğası sayesinde dikkati günlük stres faktörlerinden tamamen uzaklaştırarak zihinsel stresi azaltmada benzersiz bir meditasyon görevi görür.
4. Psikososyal / Duygusal Sağlık ve Sürdürülebilirlik
Yaşam biçimi değişikliğinin temel unsuru, aktivitenin sürdürülebilir olmasıdır. Tenis, sosyal ve psikolojik faydaları sayesinde düzenli devam etme oranının yüksek olduğu bir spordur.
Araştırmacılar, tenisin aynı zamanda sporun doğasında bulunan yüksek sosyal etkileşim faktörü ile de insan sağlığına fayda oluşturduğunu öne sürmüşlerdir.

Sosyal ağlar ve bağlılık, uzun ömürlülüğün önemli bir bileşenidir. Çiftler veya tekler maçı, sosyal etkileşim ve sağlıklı rekabet ortamı sunar ve kulüplere katılım ile sosyal izolasyonu önler. Güçlü sosyal bağlar, stresi ve depresyon riskini azaltır ve genel yaşam memnuniyetini artırır. Düzenli fiziksel aktivite, kronik stresle ilişkili olan kortizol seviyelerini düşürürken, ruh halini iyileştiren endorfin ve serotonin salınımını artırır.
Tenis, koşu veya futbol gibi yüksek darbe/çarpışma riski taşıyan sporlara göre daha düşük eklem stresi sunar.
Bu, insanların 70’li ve 80’li yaşlarına kadar kolayca oynayabileceği, bu sayede uzun vadeli sağlık faydalarını koruyabileceği anlamına gelir. Yaşam boyu sürdürülebilir bir spordur. Tenis bahsettiğimiz gibi fizyolojik ve bilişsel mekanizmaları destekleyerek günümüzde dünyanın gündemini oluşturan sağlıklı yaş alma ve sağlıklı uzun yaşam formüllerinde yer alan yaşam biçimi değişikliğinin bir bileşenidir.
Tenis beynimizi bir satranç oyuncusu, kalbimizi bir maraton koşucusu ve kemiklerinizi bir ağırlık sporcusu gibi çalıştıran üç boyutlu bir uzun ömürlülük sporudur.
Kaynak
1. Schnohr, P., Marott, J. L., Jensen, J. S., & Jensen, G. (2018). Various leisure-time physical activities associated with lower total mortality and a possibly minimum risk in bicycling, swimming, and tennis: a prospective cohort study. Mayo Clinic Proceedings, 93(7), 849-857.

Yorumlar