Tekeşliliğin sırrı beyinde mi?
- Ecz. Asuman Çakıroğlu

- 28 Oca
- 2 dakikada okunur
Bağlılık, umursamayı doğurur; umursamak, vicdanı doğurur mu?
DNA’nın eş kâşifi Francis Crick’in işaret etmeyi sevdiği üzere, “makro-biyoloji düzeyindeki karmaşıklığı anlamanın kilit noktası, mikro seviyede güya basit bir mekanizma” olabilir. Beyin hormonlarını araştıran nörobilimci Larry Young, konuşma yapmak için Salk Enstitüsü’ne davet edilmişti. Young’ın ilan edilen konuşma konusu, , “kır sıçanlarında eşlerin bağlılığı” ilginç görünüyordu. Ama bir heyecan fırtınası yaratacağı önceden belli değildi. Çalışmanın hikâyesi şöyle: Kır sıçanlarının iki türü olan çayır sıçanları ve dağ sıçanları, eğitimsiz gözlere birbirine çok benzeyen kemirgenlermiş gibi görünür. Bununla birlikte çarpıcı bir davranış farkları vardır. İlk çiftleşmenin ardından, erkek ve dişi çayır sıçanları birbirine ömür boyu bağlı kalır. Bunun aksine, dağ sıçanları bir araya gelip çiftleşir, sonra her biri kendi yoluna gider.
Çayır sıçanlarının olağandışı toplumsal davranışı, yaban ortamında gözlemlenebilir, ama çiftler arası bağların tam olarak neler içerdiğini berraklığa kavuşturmak isteyen Young ve çalışma arkadaşları, çayır sıçanı davranışlarını laboratuvarda incelediler. Bağ kurmuş çayır sıçanlarının birbirlerine yakın durarak zaman geçirmeyi yeğlediklerini fark ettiler; dağ sıçanları ise yalnız kalmayı yeğler. Dişisine bağlanan erkek çayır sıçanı, başka dişi sıçanlar dahil yuvasına giren yabancılara saldırır. Genel olarak, çayır sıçanları topluluk içinde başkalarıyla birlikte vakit geçirmeyi sever. Dağ sıçanlarında ise durum farklıdır; onlar yalnız takılır. İki türde de yavrulara dişiler bakar, fakat yalnızca çayır sıçanlarında erkek yuvayı korur. Ayrıca yeni doğan yavruları ısıtıp güvende olmalarını sağlamak için üzerlerine yatar. Çift ayrı düşerse, bireyler üzüntüye kapılır, stres hormonları seviyeleri yükselir
Birbirine bağlanmış bireyler bile başka yerlerde biraz hareket aradığı için “tekeşlilik” tam doğru sözcük olmasa da çayır sıçanları zamanlarının çoğunluğunu yavrularıyla ve bağlandıkları eşleriyle geçirir. Sözcüğün tam kesin olmayan anlamıyla, çayır sıçanları gibi uzun süreli bağ kuran canlılara “toplumsal açıdan tekeşli” denir.
Peki biz? Genelde insanlar toplumsal açıdan tekeşli olmaya meyleder, ömür boyu olmasa da en azından önemli süreler boyunca (seri tekeşlilik)
Çayır sıçanlarında rastlanan toplumsal tekeşlilik, Young ve çalışma arkadaşlarına şu soruyu sordurtur.
Çayır sıçanı ve dağ sıçanı beyinleri arasındaki hangi farklar, eş bağlanmasındaki çarpıcı farkı açıklıyor?
Ekip, şaşırtıcı nispette bir yanıt buldu. Yanıtın benzeşen bir hormon çiftiyle ilgili olduğu görüldü: oksitosin ve vazopressin. Dağ sıçanlarına kıyasla çayır sıçanlarının beyinlerinde özgül bir altkorteks yapısı olan “akumbens çekirdeğinde” oksitosin reseptörü (alıcı) derişimi (yoğunluğu) çok yüksekti. Dağ sıçanlarında ise bu derişim yüksek değildi. Bu, çarpıcı bir yanıttı. Evet, eksiktir ama şaşırtıcı bir sadeliği vardır: oksitosin ve vazopressin reseptörlerinin derişim farkları.
Francis Crick’in baştaki cümlesine katılmak mümkün görünüyor: “Makro-biyoloji düzeyindeki karmaşıklığı anlamanın kilit noktası, mikro seviyede güya basit bir mekanizma” olabilir.

Not: Young ve ekibinin çalışmasının ayrıntılarını ve çıktılarını Patricia S Churchland, Vicdan: Ahlaki Sezginin Kökeni, Çev. Mehmet Doğan, Koç Üniv. Yay., 2021’den okumak mümkün.
Bilgiler, Patricia S. Churchland’ın Vicdan: Ahlaki Sezginin Kökeni adlı kitabından alıntılanmıştır.
