Kansızlıkta(Anemi) Laktoferrin Desteği ve Etkisi
- Ecz. Merve Karaçay
- 3 gün önce
- 4 dakikada okunur
Son yıllarda klinik araştırmalar, anemi tedavisinde klasik demir preparatlarının yanında laktoferrinin de dikkate değer bir tamamlayıcı seçenek olduğunu gösteriyor. Doğal bir demir bağlayıcı protein olan laktoferrin; demirin bağırsaklardan emilimini artırması, inflamasyonu azaltması ve gastrointestinal yan etkileri düşürmesiyle öne çıkıyor.
Kansızlık tıp dilinde anemi olarak isimlendirilir. Kanda alyuvar (eritrosit, RBC) dediğimiz kırmızı kan hücreleri bulunur. Alyuvarlar kemik iliğinde üretilir. Alyuvar yapısında bulunan hemoglobin ile oksijen taşınır. Hemoglobin aynı zamanda kana kırmızı rengini verir. Kan hücrelerinin yapımı eritropoetin hormonunun uyarısı ile olmaktadır. Eritropoetin böbrekte yapılır. Kan hücrelerinin yapılması için demir, B12 ve folik aside ihtiyaç vardır.
Kan hücrelerinin ömrü yaklaşık üç aydır. Ömrünü dolduran kan hücreleri dalakta yıkılırlar. B12 vitamini, folik asit ve eritropoetin eksikliği anemiye yol açar. Eritopoetin eksikliği böbrek hastalıklarında ortaya çıkar. Kanserlerde kemik iliği hasar görürse yeteri kadar üretim olmayacağından anemi gelişir. Her türlü kronik rahatsızlık anemiye neden olur. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, yüksek doz penisilin, kinidin gibi ilaçların kullanımı ile de anemi gelişebilir. Gizli ve açık kanamalar kansızlığa neden olmaktadır. Kadınlarda aneminin daha sık görülmesinin nedeni adet kanamalarıdır. Gebelik döneminde demir ve vitamin eksikliğine bağlı olarak görülür. Genelde en sık görülen anemi demir eksikliği anemisidir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre anemi, hemoglobinin (Hb), 15 yaşın üstünde erkekte 13 g/dL’nin, 15 yaşın üstünde ve gebe olmayan kadında 12 g/dL’nin, gebelerde ise 11 g/dL’nin altında olması olarak tanımlanır.
Demir eksikliği anemisi çok önemli bir halk sağlığı sorunu olup dünyada en sık görülen anemi türüdür.
En sık doğurganlık çağındaki kadınlarda, çocuklarda izlenmekte olup gelişmekte olan ülkelerde daha sık izlenmektedir.
Demir Eksikliği Anemisinin Nedenleri
1. Diyetle yetersiz alım, yetersiz beslenme durumlarında izlenebilir.
2. Kan kayıpları
3. Azalmış demir emilimi
4. Genetik nedenler
Demir Eksikliği Anemisi Belirtileri
Belirtiler arasında halsizlik, güçsüzlük, baş ağrısı, irritabilite, egzersiz intoleransı, egzersizle nefes darlığı, vertigo, angina pektoris, pika (toprak yeme isteği), huzursuz bacak sendromu, ağız kenarında çatlaklar, dilde çatlaklık ve kızarıklık, tırnaklarda çatlak ve ilerlemiş anemide tırnakların kaşık şeklinde olması, kalp hızı yüksekliği görülür.
Göz kapağı içi ve deri rengi soluktur. Demir tedavisine eksiklik saptandığında hemen başlanmalıdır. Ancak altta yatan nedeni bulmak ve tedavi etmek esas olmalıdır. Demir eksikliği anemisinde oral demir tedavisi ile hemoglobin 2-4 hafta içinde 1-2 g/dl artar. Bu nedenle tedavinin başlanmasından 2-4 hafta sonra bir kan sayımı yaptırabilirsiniz. Uygun demir dozları verilmiş ve altta yatan neden düzeltilmiş ise anemi 2-4 ay içinde düzelecektir. Daha sonraki izlemeler aneminin ağırlık derecesine, altta yatan nedene ve hastanın klinik durumuna göre değişir. Eğer hastanın klinik durumu gerektiriyorsa kan transfüzyonunun yapılması düşünülebilir. Demir eksikliği saptanmışsa, demir tedavisine başlanır.
Ağızdan alınan demir aç karnına alınır. C vitamini demir emilimini artırır.
Bulantı, kusma, hazımsızlık, kabızlık, ishal, dışkıda siyahlaşma, dişlerde siyahlaşma gibi yan etkileri vardır. Fe+2 (ferröz), Fe+3’e (ferrik) göre, gastrointestinal sistem tarafından oldukça iyi absorbe edilebilmektedir. Demir sülfat en yaygın kullanılan formudur. Emilimi iyidir ama mide-bağırsak yan etkileri görülebilir; mide bulantısı, kabızlık, mide ağrısı gibi yan etkiler gözlenebilir. Özellikle ferroz sülfat içeren takviyeler mide rahatsızlıklarına yol açabilirken, ferroz bisglisinat gibi daha yumuşak formüller bu tür yan etkileri daha az gösterir.
Takviyenin yemekle birlikte alınması yan etkilerin azalmasına yardımcı olabilir.
Ancak şiddetli veya kalıcı yan etkiler gözlemlendiğinde, kullanım durdurulmalı ve sağlık uzmanına başvurulmalıdır. Oral demir tedavisi daha güvenli ve ucuz olduğu için intravenöz (damardan) demir tedavisine tercih edilmelidir. Ancak hastanın oral demir tedavisine uyumu ya da tahammülü yoksa, aneminin ağır olması, kan kaybının devam etmesi, gastrointestinal hastalığın alevlenmesi (ülseratif kolit), demir emilim bozukluğunun olması, hemodiyaliz hastaları, eritropoetin tedavisinde olan böbrek hastası, kanser hastası, otolog kan transfüzyonu adayı durumlarında parenteral tedavi; intramusküler (uygulama ağrılı olabilir) ya da intravenöz (demir sükroz, demir glukonat, demir dekstran) yolla yapılabilir. Her iki uygulamanın da alerjik yan etkileri olabileceği akılda tutulmalıdır.

Demir eksikliği anemisi olanların kırmızı et, balık, kümes hayvanlarını günlük tüketerek onlarda bol bulunan ve doğrudan bağırsaklardan emilen hem demirini yeterli miktarda alabilirler.
Hem demiri, sebzelerde bulunmaz ve bağırsaklardan hızlı emilir. Sebzelerden kuru fasulye, bezelye, mercimek ve ıspanak da demir kaynağı olarak tüketilmelidir. Demir emilimi, C vitamini ile beraber daha fazla olur. Kahve, çay ve yumurta sarısı demir emilimini bozar. Bu nedenle demir preparatları ve demirden zengin besinleri alırken bunlardan iki saat sonra alınmalıdır. Demir emilimi çeşitli ilaçlarla azalabilir. Bu nedenle her iki ilaç arasında en az iki saat boşluk bırakılmalıdır. Multivitaminler, kalsiyum ve antiasitler demir emilimi azaltırlar.
Laktoferrinin Demir Emilimine Faydası
Laktoferrin, ilk olarak sütten (özellikle anne sütünden) izole edilen; insan vücudunda tükürük, gözyaşı, burun salgısı gibi farklı mukozal sıvılarda da bulunan bir demir bağlayıcı glikoproteindir.
Laktoferrin, demir iyonlarını (Fe3+) bağlayarak vücutta demir dengesini düzenler. Bu sayede bakteriler gibi patojenlerin demir kullanımını sınırlayarak enfeksiyonların baskılanmasına yardımcı olur.
Aynı zamanda demir emilimini destekleyebileceği düşünülür; ek demir kaynaklarıyla birlikte alınması vücut demir dengesine katkıda bulunabilir. Bağışıklık sistemine çok yönlü destek sağlar. Bakteri, virüs, mantar ve parazitlere karşı doğal savunmayı güçlendirdiği araştırmalarda öne sürülmüştür. Bazı çalışmalarda üst solunum yolu enfeksiyonlarında (ör. soğuk algınlığı) belirtilerin hafifleyebileceği, bağırsak sağlığını koruyabileceği belirtilmiştir.
Antioksidan ve anti-enflamatuar özellikleri vardır. Serbest radikallerin zararlı etkilerini azaltarak hücre hasarını önlemeye yardımcı olabilir. Enflamatuar süreçleri düzenlemeye katkı sağlayarak doku iyileşmesi ve genel vücut direnci için olumlu etkiler gösterebilir.
Süt ürünlerinde laktoferrin miktarı (yoğurt, kefir, peynir vb.) işleme şekline göre değişir. Isıl işlem (ör. pastörizasyon) kısmen laktoferrin yapısını bozabilir. Takviye olarak “laktoferrin” ekstreleri mevcuttur (inek sütünden elde edilmiş olabilir)
Laktoferrin, demir emilimini destekleyici potansiyele sahiptir. Demir eksikliği anemisi tedavisinde ek katkı sağlayabilir. Takviye formu genelde aç karnına veya hafif öğünlerle birlikte alınabilir. Markaların önerdiği kullanım talimatı değişebilir. Özellikle demir emilimi için sabah aç karnına tercih edilebilir, ancak mide hassasiyetiniz varsa doktor önerisi doğrultusunda düzenlemek daha iyidir.
Kaynaklar
1) Yetişkinde Demir Eksikliği Anemisi (DEA) Tanı ve Tedavi Kılavuzu, Türk Hematoloji Derneği, 2011. 2) Yetişkinlerde Demir Eksikliği Anemisi, Dr. Mine Ceylan Doğan, Ankara Üni. 3) Tam Şifa, Prof. Dr. Canfeza Sezgin. 4) Overview of Lactoferrin as a Natural Immune Modulator, The Journal of Pediatrics, Haziran 2016.
