top of page

Human Papillomavirus (HPV) Enfeksiyonu

HPV ENFEKSİYONU DÜNYA GENELİNDE EN YAYGIN CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKTIR. CİNSEL İLİŞKİ DIŞINDA HİJYENİK OLMAYAN SAUNA, HAMAM, GÜZELLİK SALONU GİBİ YERLERDEN ENFEKTE EŞYALARIN ORTAK KULLANIMIYLA BULAŞABİLİR. DOĞUM ESNASINDA BEBEĞE BULAŞMA RİSKİ DE VARDIR.


İnsan Papilloma Virüsü (HPV) deri ve mukoza membranlarında epitelyal tümörler üretir. 100’den fazla bilinen HPV tipi vardır ve bunların 80’den fazlasının genomu tamamen dizilenmiştir.

Birden fazla cinsel partneri olan veya HPV enfeksiyonu persiste eden (kalıcı olan, temizlenmeyen) kişilerde ek HPV tipleri edinme riski daha yüksektir.


Genomik benzerliklere dayanarak HPV üç klinik kategoride sınıflandırılmıştır.

1. Anogenital veya mukozal lezyonlar

2. Nongenital deri lezyonları

3. Epidermodysplasia verruciformis.


Mukozal HPV enfeksiyonları; latent, subklinik ve klinik sınıflandırılır. Klinik lezyonlar gözle görülürken, latent enfeksiyonlar sadece viral DNA testleriyle tespit edilebilir. Subklinik lezyonlar yüzde 3-5’lik asetik asit ve optik büyütme kullanılarak tanımlanır. Çoğu HPV enfeksiyonu latenttir. Klinik olarak tespit edilen enfeksiyonlar genellikle malignite değil, siğil olarak kendini gösterir.

HPV enfeksiyonu dünya genelinde en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Cinsel ilişki dışında hijyenik olmayan sauna, hamam, güzellik salonu gibi yerlerden enfekte eşyaların ortak kullanımıyla bulaşabilir. Doğum esnasında bebeğe bulaşma riski de vardır. Condyloma acuminata (Genital siğiller) aktif popülasyonun yüzde 1’inde klinik olarak görülür. Dünya genelinde 30 milyon kişide mevcuttur.


HPV; rahim ağzı kanseri, vajen, vulva, anüs, penis, ağız, yemek borusu, gırtlak, akciğer, sinüs, konjonktiva yapabilir. Ungual (tırnak yatağı) karsinomu yapabilir. Bunlarda en çok etken HPV tip 16 ve sonra HPV tip 18’dir. Genital bölgede sıklıkla siğil etkeni olarak görülen tip 6 ve tip 11’in akciğer ve gırtlak karsinomu yaptığı belirlenmiştir. Klinik hikâye ve virüsün kendisini göstermesi tutulan anatomik alana göre farklılıklar gösterir.


1. Anogenital siğiller (Condylomata acuminata): Genellikle nemli yüzeylerin yakınında bulunur (perianal bölge, vajina, introitus vagina, labia ve vulva). Kuru yüzeylerde de bulunabilir (penis ve mons pubis).

2. Servikal hastalık: Çoğunlukla latent veya subklinik, semptomsuz olarak seyreder. PAP smear testi ile LSIL veya HSIL (servikal displazi) olarak tespit edilir. Sonrasında kolposkopi muayenesi yapılarak teşhis ve tedavisi yapılır. Eğer ihmal edilirse sonraki yıllarda serviks kanseri gelişebilir. Hasta bu durumda kanama, ağrı, pelvik dolgunluk şikayetleriyle hastaneye başvurur.

3. Anal kanser: Anal skuamoz hücreli kansere yol açabilir. Kitle hissi ve kanama şikâyeti olur.

4. Nongenital mukoza hastalığı: Ağız, burun, gırtlak ve konjonktivada siğiller tespit edilmiştir.

5. Nongenital deri HPV tutulumu: Yaygın deri siğilleri (verruca vulgaris) genellikle keratinleşmiş deride en çok ellerde, parmaklarda, ayak tabanı ve dizlerde görülür. 6. Cilt lezyonlarının kötü huylu dönüşümü: Genellikle 40-50 yaşlarından sonra başlar. Premalign lezyonlar çoğunlukla alın ve güneşe maruz kalan diğer bölgelerde artar. Skuamoz hücreli karsinom olarak kendini gösterir.

7. Epidermodysplasia verruciformis: Otozomal resesif geçişli bir ailesel rahatsızlığı olanlarda, organ nakli veya HIV enfeksiyonu gibi bağışıklığı baskılanan kişilerde görülen ağır seyirli bir hastalıktır.


Tedavi

Siğillerin tedavisi medikal veya cerrahi olabilir.

Medikal tedavi: Sitotoksik ajanlar, bağışıklık yanıtı değiştiriciler gibi ilaçlar kullanılabilir.

Cerrahi tedavi: Kriyoterapi, koterizasyon, cerrahi eksizyon, lazer cerrahisi uygulanır.


Servikal displazi gelişecek olursa konizasyon operasyonuyla serviksin (rahim ağzının) bir kısmı çıkartılır. Kanser gelişecek olursa uygun kanser cerrahisi, radyoterapi, kemoterapi yapılır.


HPV enfeksiyonlarının yüzde 90’ı 18-24 ay süresince kendi kendine düzelir. HPV vücuttan temizlenir. Eğer HPV enfeksiyonu geçmemişse iki yıl sonra düşük dereceli skuamoz intra epitelyal lezyon (LSIL) meydana gelebilir. Ortalama olarak HPV enfeksiyonlarının sadece yüzde 5’inde enfeksiyondan sonraki üç yıl içinde yüksek dereceli skuamoz hücreli lezyon (HSIL) görülür. Servikal intra epitelyal neoplazi grade 3 olan lezyonların yüzde 20’si beş yıl içinde, yüzde 40’ı 30 yıl içinde invaziv rahim kanserine ilerler. Sigara içilmesi, vajinal enfeksiyonlar, doğum kontrol hapı kullanımı, folik asit eksikliği HPV virüsünün vücuttan atılmasını engeller.


Aşılama!

HPV bulaşmasını önlemek için erken yaşta aşılama çok önemlidir. 9 valent HPV aşısı (Gardasil 9) şu anda dünyada yaygın olarak yapılmaktadır. Gardasil 9 aşısı 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52, 58 HPV subtiplerini kapsamaktadır.


9 ile 15 yaş arasında iki doz, 15 yaşından itibaren üç doz aşı yapılması uygundur. Aşı 55 yaşa kadar yapılabilir. Aşının istatistiksel olarak yüzde 92 oranında koruma sağladığı belirtilmiştir.


Daha önce uygulanan Cervarix (HPV tip 16, 18’e karşı) ve Gardasil (HPV tip 6, 11, 16, 18’e karşı) aşılarının rahim ağzı kanserine karşı koruma etkinliğinin yüzde 70 civarında olduğu tespit edilmiştir. Cervarix veya Gardasil ile aşılananların Gardasil 9 aşısını da yaptırmalarında bir sakınca yoktur. Böylece daha fazla bir koruma elde edilmiş olur. HPV enfeksiyonu varken yapılan aşının bu enfeksiyonu tedavi etmede bir etkisi yoktur. Ama aşının yapılması HPV virüsünün vücudun başka bir tarafına bulaşmasını önler.




















bottom of page