top of page

ANIN RİTİMİNE PROTESTO OLARAK FOTOĞRAF


HAYAT HATIRLAMAYI VE UNUTMAYI TERCİH ETTİĞİMİZ ANILARDAN OLUŞUYOR. FOTOĞRAF DA ZİHNİN TUTMAK İSTEDİKLERİNİ BİRİKTİRME YÖNTEMİ OLARAK ÇOK İŞLEVLİ BİR ARACA DÖNÜŞÜYOR. BELKİ DE FOTOĞRAFI SANAT YAPAN DA BUDUR.


Benim şahsi bir fotoğraf makinesine kavuşma hikâyem anneannem ve dedemin bir seyahat dönüşü bana hediye olarak getirdikleri küçük bir dijital fotoğraf makinesi ile başlıyor. O güne kadar aile albümlerimizdeki başrol oyuncusu olma görevimden terfi etmiş, objeden subjeye doğru bir yolculuğa çıkmıştım kendi dünyamda.

Dijital fotoğraf makinesi bir devrim gibi evimize düşmüştü. O zamana kadar albümlere konu olan tüm fotoğraflarım filmli makineyle çekilmiş, yıkanmış, tab edilmiş, merakla beklenmiş, çok beğenilmiş, hiç beğenilmemiş birçok fotoğraf arasından seçilmiş ve özenle yerleştirilmişti yerlerine. Albümlere girmeye hak kazanamayanlar bile birbirinden güzel metal kutularla evimizin en nadide köşesinde ele alınmayı bekliyordu. Daha sonraki yıllarda, hayatımın farklı aşamalarında birçok dijital veya filmli makineye sahip oldum ve

hâlâ -telefonuma rağmen- her zaman elimin altında bulunan bir tutku ekilmiş oldu içime.

Aile albümlerine meraklıyım, bu yüzden de çok fazla aile albümü gördüm. Yıllara göre kurgulanmış veya sadece tatillerde çekilmiş fotoğraflardan oluşan veya ailenin her ferdinin hikâyesini gösteren ayrı albümler… Fotoğraflarda gülenler, ciddi aile büyükleri, önemli olaylar, sıradanlığın güzelliğini gösteren anlar…

Çocukken, daha da küçüklüğümde çekilmiş fotoğraflarıma bakıp o günlerde neler olduğunu sorardım annemle babama. Örneğin, doğduğum günün fotoğrafına bakarak babam o günün sevimli hikâyesini uzun uzun ve gözleri ışıldayarak anlatırdı. Okuma bayramları, 23 Nisanlar… Belki bu anıların hiçbiri böylesine coşkuyla yaşanmasa bile, albümleri karıştırdıkça yeni anılar, yeni anlamlar, yeni bir geçmiş üretmeye çalışırdık.

Fotoğrafı bir an, bir anı, anı geleceğe olduğu gibi taşımak için bir doküman olarak kullanmak istiyoruz ama aslında yaptığımız çoğu zaman yaşanmaya değer bir hayat yaşamış olduğumuza inanabilmek için bu kişisel belgelere sığınmak oluyor. Bu kurgusal geçmişte yüzler gülüyor, güzel günler birbirini izliyor. Öte yandan her şeyin geçiciliği bir hafiflik ve hüzün veriyor insana. Nostaljinin güzelliğine şaşmamak gerek. Hatırlanmak üzere bir araya getirilmiş parçalar zamanla belleği oluşturuyor.

Fotoğraflar kişisel tarihimizde rol oynadığı gibi toplumsal tarihte de şekillendirici görevini sürdürüyor. Fotoğraf makinelerinden hep objektif diye bahsedilir ancak ilk fotoğraf makineme kavuştuğumda “subjektife” geçtiğimi hissetmem boşuna değildi. Bu da kadrajın içinde ve dışında kalacak olana karar vermek demekti. Toplumsal bellekte tutulacak ve tutulmayacak kısımları fotoğraf üzerinden okumak gerekirse, tarihi anlatan ve neredeyse objektif olduğuna inandığımız karelerin seçimli olduğunu anlamak çok sarsıcı. Tarih, bellek ve fotoğraf ile ilgili her şeyin bu kadar güvenilmez olduğunu bilmek bana kişisel anlamda bir lütufmuş gibi geliyor. Böylece onu tekrar tekrar yazıyoruz, içine iyice yerleşip sevebileceğimiz bir geçmiş yaratmak insanın yaratıcılığının ne işe yaradığını açıkça gösteriyor bence.


Hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçerse bir gün, eminim bunlar defalarca kez baktığım albümlerdeki fotoğraflar olacak çünkü anılmayan her anı silikleşip zamanla çıkacak hayatımdan ve defalarca üstünden geçilen bu anlara dair uydurduğumuz hikâyelere hayat diyeceğim. Bugün fotoğraf ile ilgili gelinen noktada az sayıda materyale birçok defa bakmak yerine çok sayıda materyale göz ucuyla bakıp geçiyoruz. Fotoğrafı bir geçmiş üretmekten çok bugüne ait kurgusal kimliklerimizi yaratmak için kullanıyoruz. Fotoğraf albümleri dijital mecralara taşındı ve oralarda da geçici, kalıcı, iğnelenmiş gibi önem derecesine göre kategorize ettiğimiz farklı anılar kurguluyoruz.

Burada farklı olan, hayat boyu çekilen binlerce, yüz binlerce rastgele fotoğraf arasından kaç tanesinin hayatımızın film şeridine dâhil olabileceği meselesi. Fotoğrafla mesaimiz artarken anlamını aşındırıyoruz. Hayat hatırlamayı ve unutmayı tercih ettiğimiz anılardan oluşuyor. Fotoğraf da zihnin tutmak istediklerini biriktirme yöntemi olarak çok işlevli bir araca dönüşüyor. Belki de fotoğrafı sanat yapan da budur. Bakış açımız, kadraja aldıklarımız ve almadıklarımız.


Mutlu karelerde bulunmak dileğiyle.



bottom of page