top of page

NAZIM HİKMET


“Gerçek olarak kabul etmediğim şeye, gerçekliğini ispat etmemiş şeye inanmam ve inanmadığım şeye sanatımı alet etmem...”

Tahir Şilkan’ın biz edebiyat severler için hazırladığı; Nazım Hikmet’in umut ve gelecek üzerine olan şiirlerini büyük keyifle dinledik.

Dergi için yazı istediğimde hazırlık çalışmalarını bana verdi. Bende dergimize küçük bir bölümünü aktardım. Tahir Şilkan’dan daha önce de büyük bir keyifle Balzac ve Cevdet Kudret’i dinlemiştim.

Okuduğu kitaplar, bulunduğu jüriler, okuduğu okullar saymakla bitmez, Tahir Şilkan’ı dinlemek gerek.

Girişe Nazım’ın bu şiiri yakışır... “...Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da/ hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,/ bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte/ yani yürekte.”

Ecz. Asuman Çakıroğlu


Nazım Hikmet; Aragon, Mayakovski, Nezval, Lorca, P. Neruda, B. Brecht, Eluard ile birlikte 20. Yüzyılın en büyük şairlerinden biridir. Bütün şiirlerinde, anlatımında ulaştığı büyük ustalık ve şiire yaptığı katkısıyla çağlar geçse de unutulmayacaktır. Nazım Hikmet insanın ve insanlığın bütün hallerine dair şiirler yazmıştır. Nazım Hikmet, kendisini realist-diyalektik-materyalist iyimser bir insan olarak niteler. “Gerçek olarak kabul etmediğim şeye, gerçekliğini ispat etmemiş şeye inanmam ve inanmadığım şeye sanatımı alet etmem...”

Nazım Hikmet, hayatını ve sanatını yaratıcı, geniş halk yığınlarının hayatına ve yaratıcılığına samimi bir biçimde bağlamıştır. “...İnsanlarımı seviyorum, bütün zaafları ve kepazeliklerine rağmen onlara güveniyorum, tarihi onlar yapmışlardır ve onlar yapacaklardır.”

Nazım Hikmet insanlığın gücüne, gelecek günlere inancı ve umuduyla seslenir.


“Aya gidilecek – daha da ötelere Teleskopların bile görmediği yere, Ama bizim dünyada ne zaman kimse aç kalmayacak, Korkmayacak kimse kimseden Emretmeyecek kimse kimseye Yermeyecek kimse kimseyi Umudunu çalmayacak kimse kimsenin...”

Bilindiği üzere Nazım Hikmet, siyasal bilimler, edebiyat, sanat alanında yüksek öğrenim görmüştür. Kemal Tahir’e mapushaneden yazdığı bir mektubunda doğa bilimlerini yeterince bilmemiş olmasından duyduğu hayıflanmayı okursunuz. Tarih, astronomi, fizik, sosyoloji, felsefe ise eğitimini görmemiş olsa bile bilgili olduğu bilim alanlarıdır.

İnsanlığın ortaya çıkışının, dünyanın kuruluşundan milyonlarca yıl sonra olduğunu bilir.


“... Bu dünya... Yıldızların arasında bir yıldız, Hem de en ufacıklarından, Mavi kadifede bir yıldız zerresi yani, Yani, bu koskocaman dünyamız...” (yaşamaya dair-3)

“Ben içeri düştüğümden beri Güneşin etrafında on kere döndü dünya Ona sorarsanız “lafı bile edilmez Mikroskobik bir zaman... Bana sorarsanız “On senesi ömrümün Bu dizeler izafiyet-görecelilik teorisine ne güzel bir örnektir. şu kara toprağın üzerinde Yıldızların arasında Yolculuğumuz Ne kadarcık zamanın işi ki!... (mazeret-1947)

Elimizde ateşin sönmeden yanışı, Taş baltamızın yaban öküzünü yenişi, Alnımızın genişleyip aydınlanışı Daha dünkü mesele (Mazeret-1947)

Umutludur Nazım Hikmet, en umutsuz en mutsuz olduğunda bile bu umudu seslendirir. “...öfkeden ağlanasıya sersem, Gaddarcasına bedbahtız Fakat asla umutsuz değil” (mazeret-1947)

Aynı mutsuz, umutsuz olduğu günlerde Bursa cezaevindeyken, 8 senedir hapisteyken, karaciğerinde, kalbinde, neredeyse bütün vücudunda rahatsızlıklar varken ve daha 18 yıl varken açılmasına demir kapının o özlediği dünyayı anlatır.

“...masmavi uçsuz bucaksız, koskocaman, Hür ve bahtiyar Yepyeni bir dünya...” (Uludağa Dair – 1947) Sevgilim der, Nazım Hikmet: “Bu ayak sesleri, bu katliamda Hürriyetimi, ekmeğimi ve seni kaybettiğim oldu, Fakat açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden Güneşli elleriyle kapımızı çalacak olan gelecek günlere güvenimi kaybetmedim hiçbir zaman.” Çünkü der, Nazım: “Fevkalade memnunum dünyaya geldiğime toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı Dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için” Nazım Hikmet gelecek güzel günlerin çocukların ellerinde büyüyeceğini yazar: “Kanlı ayak izlerimizin mi önümüzdeki yollarda duran? Bir cehennem çıkmazında mı sona erecek önü- müzdeki yollar?” Sorularının yanıtını aynı şiirinde şöyle verir: “Çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler, Günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların, Çocukların avuçlarında yeşerecekler.” Nazım Hikmet insanoğlunun çok uzak yıldızlara gideceğine inanır, gidilmesi gerektiği inancını ses- lendirir. Aya, Merih’e, Kosmos’a ölü yıldızlara... Merih’e giden kosmos gemisinde turistler Yeryüzünce yazılmış şiirler okuyacak .... Sözü beste beste, renk renk, kat kat açarak En sırlı çekirdeğe ulaşabilecekler.

Comments


bottom of page