top of page

Mineral Değil, Adeta Bir“Master Switch (ana şalter)”



HÜCRENİN SESSİZ MİMARI ÇİNKOYU BİR DE BÖYLE DİNLEYİN!


ECZANE RAFLARININ EN “TANIDIK” AMA BELKİ DE EN “AZ KEŞFEDİLMİŞ” MİNERALİNİ MASAYA YATIRIYORUZ. ÇİNKOYU SADECE BİR BAĞIŞIKLIK DESTEĞİ SANIYORSANIZ, BU SÖYLEŞİ EZBERLERİNİZİ BOZABİLİR. AKADEMİSYEN PERSPEKTİFİYLE, ECZANE DANIŞMANLIĞINDA FARK YARATACAK O “ALTIN” DETAYLARI KONUŞTUK.


Eczanelerde çinko takviyelerine talep hiç bitmiyor. Ama biz eczacılar biliyoruz ki mesele sadece “almak” değil, “emebilmek”. Çinkonun o meşhur emilim bariyerlerinden başlasak?

Çok haklısınız. Çinko aslında çok “nazlı” bir element. Mayasız ekmekteki fitatlar ona yapışıyor, sütteki kalsiyum yolunu kesiyor, akşam keyfi yapılan o çay-kahvedeki tanenler ise emilimi adeta sabote ediyor. Eczacı dostlarımıza tavsiyem; hastaya çinkoyu verirken mutlaka “Çaydan, sütten uzak tutun” uyarısını en başa yazmalarıdır. Mayasız ekmekteki fitatlar, süt ürünlerindeki kalsiyum ve fosfor ile çay, kahve ve şaraptaki tanenler çinko biyoyararlanımını anlamlı ölçüde azaltmaktadır.

Peki ya o meşhur “Tat Testi”? Bir hastanın çinko eksikliğini anlamak için tadına bakması yeterli mi gerçekten?

Aslında biyokimyasal bir gerçek bu! Tükürüğümüzde gustin (karbonik anhidraz VI) dediğimiz bir protein var. Çinko eksikse bu protein üretilemiyor ve tat tomurcukları tabiri caizse “uykuya dalıyor”. Eğer hasta o çok keskin, metalik çinko şurubunu “Su gibi içiyorum, hiç tadı yok” diyorsa; bilin ki deposu tam takır boş. Ne zaman ki “Eczacı Hanım / Eczacı Bey, bu şurup çok acılaşmaya başladı” der, işte o gün kutlama yapabiliriz; çünkü depolar doluyor demektir!


Bu harika bir klinik ipucu! Peki, pediatri grubunda durum ne? Anneler hep “Çinko boy uzatır mı?” diye soruyor.

Çinkoya “boy uzatan sihirli iksir” demek yanlış olur ama “büyümenin önündeki engeli kaldıran anahtar” diyebiliriz. IGF-1 ve büyüme hormonu sentezi için çinko şart. Türkiye’de her dört çocuktan birinde subklinik eksiklik olduğunu düşünürsek; alt persentildeki çocuklarda çinko desteği aslında o “durgunluk” dönemini kırmak için en büyük kozumuz.


Çağımızın hastalığı obezite ve insülin direncinde çinkonun bir rolü olabilir mi?

Obezite, kronik düşük dereceli inflamasyon nedeniyle çinkonun serumdan karaciğere çekilmesine yol açarak eksiklik yaratır. Gizli çinko eksikliği için riskli bir grup olan obes ve aşırı kilolularda çinko takviyesinin insülin direncini (HOMA-IR), leptin hassasiyetini ve iştah skorunu olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.


Biraz da “ruhun gıdası” diyelim mi? Çinkonun anksiyete ve uyku üzerindeki etkisi magazinel bir şehir efsanesi mi?

Kesinlikle hayır! Çinko, beyindeki GABA-ergik sistemin en yakın dostu. Doğal bir sakinleştirici gibi çalışıyor. Çinko, “doğal bir duygu durum dengeleyici” olarak çalışır. Depresyon tedavisinde adjuvan olarak yer bulur. Melatonin metabolizması üzerinden de uyku kalitesini yukarı çekiyor. Eczacısına “Çok sinirliyim, uyuyamıyorum” diye gelen bir hastada, magnezyumun yanına çinkoyu da mutlaka düşünmek gerek.


Son olarak, çinko için ilaç danışmanlığının “altın kuralı”nı alsak?

“Demirle mesafeni koru!” Hem demir hem çinko DMT1’i (iki değerlikli mineral taşıyıcısı) kullandığı için emilim yarışı içindedir. Bu nedenle iki takviye arasında en az iki saat fark bırakılmalıdır Ancak Fe/Zn oranının 2:1 veya 3:1 olduğu kombine formlarda emilim genellikle bozulmamaktadır. Kuralımız net: Demir sabah aç, çinko akşam tok (mideyi korumak için). Aynı kapıdan girmeye çalışmasınlar, emilimde birbirlerini baltalamasınlar. Değerli eczacılarımız bu kombinasyonu doğru yönetirse, hastadaki klinik yanıt inanılmaz hızlanacaktır.



bottom of page